YÖNETİCİ SINAVLARINA HAZIRLIK SİTESİ
   
 
  Yönetimde İnsan İlişkileri
İnsan ilişkileri ilgi gerektirir. İlgi, insanların en önemli gereksinmelerindendir. İşgörenler, özellikle yönetmenlerin ilgilerini beklerler.
 
Yönetimde İnsan ilişkilerinin Tanımı
Yönetimde insan ilişkileri, örgütün amaçlarını gerçekleştirmeye ve iş görenlerin gereksinmelerini karşılamaya yönelik iş görenler arası etkileşimler dizisidir.
Etkileşim, birbiriyle ilişki kurmak isteyen insanların karşılıklı olarak etki alış verişidir. İlişkiyi oluşturan tepkilerin bir kesimi bizden;öbür kesimi ise bunları yanıtlayan karşımızdaki kişiden gelir.İlişki etkileşimler dizisidir.Etkileşimin akışı bizi beklemediğimiz yada istemediğimiz bir ilişkiye yönlendirebilir.
İlişkileri niteleyen birbiri ile etkileşen insanların tepkilerini aşağıdaki koşullar belirler:
1.Tepkilerin içeriği, türü, yeğinliği, zamanı ,sıklığı
2.Tepkilerin birbirine benzerliği ya da zıtlığı,
3.Tepkilerin birbirine tamamlamaları ya da bozmaları
4.Tepkilerin karşıtlarca benimsenme derecesi
5.Tepkilerin birbirine yeğinlikçe , nitelikçe, nicelikçe denkliği
6.Karşıtların, tepkilerin anlamını anlamada becerikliliği
Yönitemde İnsan İlişkilerinin İlkeleri
Örgütlerde insan ilişkileri bazen yanlış anlaşılmaya ve uygulamaya yol açabilir.Yönetimde insan ilişkileri, hiçbir zaman yönetmenlerin iş görenleri diledikleri gibi kullanmalarının bir aracı değildir.İnsan ilişkileri, iş görenlerin sırtını okşamak, onları rahatlığa kavuşturmak, onlarla sorunsuz yaşamak, onları gereksiz ödün vermek, acımak, duygusal davranmak, gereksiz yere yardımlarına koşmak da değildir.Bu yanlış anlama ve uygulamaya karşılık, yönetimde insan ilişkileri nesnel (objektive), ussal (rational) ve yönetsel ilkelere dayalı olarak gerçekleştirilir.Yönetimde insan ilişkilerinin bütün örgütlerde olması gereken temel ilkeleri şunlardır:
İnsan ilişkileri, insan insana ilişkidir .İnsan, gizilgüçlerle doğan,bu gizilgüçlerini yeterliliğe dönüştürerek toplumunda kültürleyebilen ve yeni kültürel değerler yaratabilen bir canlıdır.Doğal varlıkların dışında bütün kültürel değerler insanlarca yaratılmıştır.İnsana bu güç, doğuştan verilmiştir ve insanın gücünün sınırı bilinememektedir.Her iş görenin yetiştirilip gizilgücünün yeterli dönüştürüldüğünde ve ortam hazırlandığında örgüte özgü kültürel değerler üretebileceğine inanmak,yönetimde insan ilişkilerinin özüdür.
İlişkilerin sağlıklı olması, insanın ne olduğundan fazla yüceltilmemesine; ne de aşağılanmamasına bağlıdır.Örgüt ortamı, işgörenlerin aşağılanmasına ve özellikle yönetmenlerin değerinin üstünde yüceltilmesine elverişlidir.Aşağılanmak insana acı verir; ilişkileri bozar.Olduğumuzdan fazla yüceltilmek, belki hoşumuza gider, ama kendi değerimizi bildiğimizde bize yalan gelir.
İnsan ilişkileri, yetişkin yetişkine bir ilişkidir.Yetişkin yetişkine ilişkiler, elverdiğince duygusal olmaya ussal ilişkilerdir.Yönetmen ne ana ne babadır; ne de yönetilenler onun çocuğudur.Yönetmenin, kendine ana ya da baba yerine koyması ve astlarına sürekli anası babasıymış gibi davranması, astlarını, ona koşulsuz itaate ve bağımlı olmaya zorlamak istediğinden kaynaklanır.İşgörenlerin kendilerini çocuk yerine koymasıysa, onları yönetmenin kanadı altına sokar.Bu durumlar insan ilişkilerini sağlıksız kılar.
İnsan ilişkileri ilişki kurulan kişiyle anlamdaş olmayı gerektirir. Anlamdaşlık (empathy),insanın kendini karşısındakinin yerine koyarak onun duygularını anlamasıdır; ama onun gibi duygulanması değildir. Yönetenler ve yönetilenler, sorunlarını birbirine ilettiklerinde, sorunların birlikte çözülebilmesi ya da çözülmesine yardım edilmesi için, birbirlerini iyi anlamaları gerekir.
Yönetenlerin ve yönetilenlerin, birbirlerine hoşgörmeleri (antipathy), birbirleriyle duygudaş   (sympathy) olmaları ve birbirlerine karşı kayıtsız(apathy) kalmaları ilişkileri sağlıksızlaştırır. İlişki kuranların karşılıkla anlamdaş olmaları bu sağlıksızlığa yol açmaz.
Duygudaşlık , ilişki kurulan kişiyle aynı acıyı ya da aynı hazzı paylaşmadır ve iki tarafın duygularının denk düzeyde yekinmesini gerektirir.Duygusallık, yönetimde sorunların çözülmesini zorlaştırır; yanlış yargı ve kararlara yol açar.Öte yandan iki insanı aynı duyguyu paylaşması da olanaksızdır.Oysa anlamdaşlıkta, kendimizi ilişki kurduğumuz insanın yerine koyarak, onun sorununu kendisinin anladığı gibi anlamamaya çalışırız.Her ne kadar sorunun onda yarattığı anlamı onun kadar anlamasak bile, o soruna benzer sorunlar yaşantılarımızda varsa, onunla olabildiğince anlamdaş oluruz.Anlamdaşlık, bir bakıma karşımızdaki insanla iletişimi kusursuzca gerçekleştirmektir.
İnsan ilişkileri, hoşgörüyü gerektirir. Hoşgörü, ilişki kuran insanların, birbirlerine kusur işleme hakkını tanımalarıdır. Kusur işleme hakkı, her hak gibi, sınırlı olmak zorundadır.Hoşgörünün sınırı, (a) insanın gelişim düzeyi yükseldikçe; (b) aynı kusur birden fazla yinelendikçe; ve (c) kusurun tehlike yaratma olasılığı arttıkça daralır.Acemi bir işgörenin,usta bir işgörene göre;işine yeni başlıyan bir işgörenin,işinde kıdemli işgörene göre kusur işleme hakkı daha geniş sınırlıdır.Ama acemi bir işgören ya da işine yeni başlayan bir işgören ,kusurunu ancak bir ya da iki kez işleyebilir.kusur işlendikten sonra kusurdan alınan dönütün kişiyi eğiteceği ve bu kişinin kusurunu bir daha işlemeyeceği varsayılır.canda ve malda onarılmaz tehlikeler yaratacak kusurlarda hoşgörünün sınırı sıfıra iner.özellikle yüksek makamlarda bulunan yönetmenlerin yönetsel kusur işleme hakkı yoktur.
İnsan ilişkileri ilgi gerektirir. İlgi , insanların en önemli gereksinmelerindendir.işgörenler,özellikle yönetmenlerin ilgilerini beklerler.insanların birbirlerini içtenlikle dinlemeleri,birbirleriyle konuşmaları,birbirlerine yazmaları,insan ilişkilerini geliştirir.ama yönetmen ve yönetilenlerin,birbirlerini dışlamaları ilişkilerini nedenli bozarsa birbirleriyle aşırı düzeyde ilgilenmeleri birbirlerine abanmaları da o denli bozar.
İnsan ilişkileri dostluk ister. Dostluk,insanın dost olacağı kişiyi, iyi dinlemesi;onun gizlerini saklaması;sorunlarını çözmeye kılavuzluk etmesidir.Dinlemek, giz (sır) saklamak ve sorun çözmeye yardım etmek zordur.Oysa iyi ilişkiler bu zor işleri yapmakla gelişir.Bizi can kulağıyla dinleyen,kendine açtığımız özel gizlerimizi saklayan,gerektiğinde sorunlarımızı çözmeye kılavuzluk (guidance), rehberlik eden kişiler bizim dostumuzdur.
İnsan ilişkileri yönetenlerin ve yönetilenlerin birbirlerine dostça davranmasıyla gelişir, düşmanca davranmasıyla bozulur.Astlarıyla dostluk ilişkileri içinde olan yönetmenler yönetim işlerinde daha başarılı olurlar.Dostluk,yönetenlerle yönetilenlerin “senlibenli” olmaları ya da yönetenlerin astları arasından birilerine ayrıcalıklı davranıp onları “gözde” tutmaları değildir.
İnsan ilişkileri “Biz” olmayı gerektirir. Yönetmenin her işi “Ben” bilirim demesi, onu yalnızlığa iter;”Sen” ya da “Siz” bilirsiniz demesi onu, başkalarının yönlendirmesine ve kendini örgütten dışlamasına götürür, ama “Biz” biliriz, yönetenleri ve yönetilenleri güç birliğine, üstün güce (synergy) yönetimi ve üretimi birlik de yapmaya, ilişkilerin geliştirilmesine götürür. Örgütsel amaçların gerçekleştirilmesi işgörenlerin takım çalışmasını gerektirir.
Takımı oluşturan her işgören, kendine düşen görevi en etkili biçimde yapmaya istekli olmadıkça; takımdaki üyelerle iyi ilişkiler geliştirmedikçe, örgütün amaçları ve işgörenlerin gereksinmeleri karşılanamaz.
İnsan ilişkileri güven ister. Her işgören, örgütün yönetim biçimi ve ortamı elverişli olduğunda, görevini yapmayı yüklenir; sorumluluk alır; örgütün amaçlarını gerçekleştirmek için güdülenir. Bunun için işgörenlere güvenmek gerekir.İşgörenlerin yakınında ve sürekli denetlenmeleri ilişkileri bozar.İşgörenlere güven, görevleri bilimsel yöntemlerle denetlenmesini de engellememelidir.
İnsan ilişkileri yönetimde saydamlık ister. Bir örgütün işgörenlerinden saklanacak yönetim ve üretim işleri hemen hemen hiç yoktur. Örgütün işleri, işgörenlerden ne denli saklanırsa, insan ilişkileri o denli bozulur. Yönetimde kapalı kapılar ardında iş yapma artıkça, ilgili olanların kafasında yasa dışı işlerin yapıldığı kuşkusu da artar. Saklılık, gizlilik insanda kuşku ve güvensizlik yaratır. İlişkimizin iyi olduğu bir insan, bizi ilgilendiren, ama bizden gizli saklı bir şeyler yaptığında ilişkimiz bozulmaya yönelir.
İnsan ilişkileri adalet besler. İşgörenlere emeklerinin karşılığını hakça verilmesi insan ilişkilerini geliştirir. İnsanlara haklarından az ya da çok verilmesi, dürüstlük inançlarını sarsar ve ilişkilerinin bozulmasına yol açar. Adalet duygusu, bize rahatlık verir; adaletsizlik duygusu ise hem bilişsel hem de duygusal dengemizi sarsarak bizi rahatsız eder. Yönetimi uygulamalarında adaletsizlik gördüğümüzde ya da sezdiğimizde adaletsizliğin kaynağı olan kişilerle ilişkimiz bozulur.
İnsan ilişkileri, insanın kendisini bilmesini gerektirir. İnsanın gerçek gücünü bilmesi, hangi davranışı yapabileceği, hangisini yapamayacağını kestirmesine, böylece davranışlarının sınırını bulmasına yardım eder. Kendine olduğundan üstün ya da aşağı gören insan, başkasıyla ilişki kurmada başarısız olur.
Yönetimde İnsan İlişkilerinin Konusu
Örgütün yapısı iki bölümden oluşur. Bunlardan birincisi örgütün teknik bölümüdür; ikincisi ise insan ilişkileridir. Örgütün teknik bölümünü oluşturan araç, gereç, makine, bina, tesis, üretilmiş ürün gibi maddesel öğeleri ile işgörenlerin ilişkilerini İşbilimi (Ergonami) inceler. İşbilimi, insan ile insanın kullandığı nesneler arasındaki ilişkiyi inceleyerek bunların, insanın bedensel ve ruhsal özelliklerine uyumunu sağlamaya çalışır.Bunlar Yönetimde İnsan ilişkileri’nin konusu değildir.
Örgütün insan ilişkileri bölümü ise, işgörenlerle onların işlevsel ve toplumsal çevresi arasındaki ilişkilerden oluşur.İşgörenlerin, iş akımında, yetke sıra dizininde, görevlerinde, doğa ve biçimsel kümelerde, rol takımlarından oluşan ilişkileri;bu ilişkilerin geliştirilmesi Yönetimde İnsan İlişkileri’nin konusudur.
Yönetim bilimlerinin birer dalı olan Örgütsel Davranış Bilimi ile Yönetimde İnsan İlişkileri Bilimi, birbirinden ayrı; ama birbirine yardım eden bilimlerdir. Örgütsel Davranış Bilimi, işgörenin örgüt ortamında oluşan davranışlarını ve bu davranışlarının etkenlerini;bunların nasıl oluştuğunu inceler.Başka bir değişle, insanın üretim gücünü; bu gücün sınırlarını, türlerini,örgütte işe koşulduğunda bu güce neler olduğunu araştırır.Yönetimde İnsan İlişkileri Bilimi,örgütsel amaçları gerçekleştirecek ve işgörenlerin gereksinmelerini karşılayacak biçimde ilişkileri düzenlemeye çalışır.
Yönetimde İnsan İlişkilerinin Siyasası
Etkililiğini güven altına almak, böylece amaçlarını gerçekleştirmek isteyen örgütler, bilimsel bilgilere ve meslek töresine (etic)dayanarak insan ilişkilerini düzenleyen bir siyasa (policy)geliştirirler. İnsan ilişkilerini siyasası işgörenlere nasıl davranılacağına ve onların nasıl yönlendirileceğini ilişkin ilkeleri ve kurallar gösterirler.İlkeler (principle)insan ilişkilerine ilişkin temel görüşleri;kurallar (rule) ise, insan ilişkilerini düzenlerken nasıl davranılacağını gösterir.
İnsan ilişkileri siyasası, amirin yönetsel eylemlerine kılavuzluk eder; yönetmenin yapacağı davranışlara çerçeve koyar.Siyasa, yönetmenin insan ilişkilerine ilişkin vereceği kararların bu çerçeve içinde olmasını sağlayarak, uygulanmasını kolaylaştırır.Ayrıca insan ilişkileri siyasası, işgörenlerle ilişkiyi düzenlerken ayrıcalıklı davranmayı, çelişkili kararlar almayı önler; ilişkilerin ussal, tutarlı, kararlı ve yansız olmasını sağlar.İnsan ilişkileri siyasasının işgörenlerin katılımıyla kararlaştırılması ve işgörenlerce bilinmesi, onları güven vermekte; ilişkileri bilinçli kılmakta ve işgörenlerin örgüte bağlanmasına yardım etmektedir.
Yönetimde İnsan İlişkilerinin Türleri
Örgütteki insan ilişkileri, daha katı ilke ve kurallara bağlı olduğundan, toplumdaki olağan insan ilişkilerinden tür ve esneklikçe ayrılır. Yönetimde insan ilişkileri, yönetim bilimlerinin uygun ve iş görenlerce bilinçli uygulanan yüksek düzey ilişkilerdir.Örgütteki insan ilişkilerini aşağıdaki gibi türlendirmek olanaklıdır.
1.Alışveriş ilişkileri, örgütün girdilerini alırken ve çıktılarını verirken ilgililerle iş görenler arasında oluşur. Bu tür ilişkilere, halkla ilişkiler de denir.
2. İşakımı ilişkileri, bir işin birden çok iş görence yapılması sırasında işgörenlerle arasında oluşur.
3.Hizmet ilişkileri, işgörenlere örgütçe sunulan hizmetlere ilişkindir; ödeme, özendirme,ısıtma,aydınlatma,sağlık,temizlik,yemek gibi hizmetler yapılırken hizmeti sunanlarla alanlar arsında oluşur.
4.Danışmalık ilişkileri, örgütteki yönetmen, danışman, uzman ve ustaların işgörenlere kılavuzluk ederken ortaya çıkar.
5.Denetleme ilişkileri, yönetmen ve denetmenlerin astlarını denetlerken oluşur. Yetiştirme ilişkileri, örgütün hizmet içi eğitim etkinliklerinde eğitmenlerle eğitilenlerin arasında oluşur.
6.Yenileştirme ilişkileri, örgütün yapı, işlev ve süreçlerinin yeniden yapılandırılmasında ya da geliştirilmesinde oluşur.
YÖNETİMDE İNSAN İLİŞKİLERİNİN AMACI
Yönetimde insan ilişkilerin amacı, örgütün etkili olmasına katkıda bulunmaktır. Etkililik (effectiveness), gereken bütün yöntem ve araçları sağlayarak ve kullanarak bir amaca istenen düzeyde ulaşmaktır. Örgütsel etkililik ise, örgütün var gücünü ve bilimsel yöntemleri kullanarak (strateji geliştirerek) örgütsel amaçların planlanan düzeyde gerçekleştirilmesidir.
Yönetsel etkililik, örgütün, üretmeyi amaçladığı ürünlerin planlanan nicelikte ve nitelikte üretilmesini sağlayacak biçimde yönetilmesidir.Yönetmenlerin, astlarıyla kendi aralarında ve işgörenlerin birbirleriyle iyi ilişkiler kurmalarını sağlamaları, başta yönetsel etkililiği dolayısıyla da örgütsel etkinliği gerçekleştirmenin önkoşuludur.Başka bir değişle, iyi insan ilişkileri, etkililiği sağlamanın araçlarından en önemli olanıdır.
Örgütsel Diriklik
Örgüt bir çevre içinde yaşar.Örgüt girdilerini çevresinden alır ve çıktılarını çevresine verir.Girdi alamayan, çıtılarını veremeyen örgüt yaşamını yitirir ya da bitkisel yaşama girer.Örgütün dirikliği iki yönlüdür:Yönetim,bir yandan iç ve dış çevrenin zorlayıcı etkilerini uyarak örgütü yenileştirmek için çabalarken bir yandan da iç ve dış çevreden gelen etkileri sindirmeye çalışır.Genellikle örgütün iç çevresine bakarak dış çevresi örgütü zorla değiştirir.
Örgütsel Verimlilik
Örgütün, örgütsel, yönetsel amaçlarından ayrı olarak bir de ürünsel amaçları vardır.
Yönetimde İnsan İlişkileri Sorunlarına Yaklaşım
Örgütün insan eliyle kurulması ve işletilmesi, kusurlu olmasın ilk nedenidir. Dolayısıyla örgütte oluşan insan ilişkilerinin kusurlu olması da doğaldır. İlişki kusurları hoşgörü sınırlarını aşarak yeğinleştiğinde, örgütün etkililiği tehlikeli derecede düşer.
Yönetimde insan ilişkileri sorunlarının, öteki sorunlara bakarak daha önemli olmasının nedeni, insanın kendisi gibi, örgütteki ilişkilerinin de karmaşık olmasıdır. Bir ilişki sorunu, ilişkiyle olan bütün işgörenleri ilgilendirir; ilgili ne denli çok işgören varsa o denli karmaşıklaşır. Öte yandan, örgütün yapı ve yönetim sorunları; iletişimin bozukluğu; işgörenlerin görevlere uygun olmayışı gibi pek çok sorun da, insan ilişkilerine yansır.
Yönetmenin sorun çözme yöntemini uygulamada ki yeterliliği, insan ilişkileri sorunlarını çözmesine de yardım eder.İnsan ilişkileri sorunlarının çözülmesinde şunlar yapılabilir:
*İnsan ilişkilerinin her sorunu, iyi çözümlenmeli (analysis) ve tanılanmalıdır.Sorunların altında yatan nedenler açığa çıkarılmalıdır.
*Örgütsel amaçlara ve işgören gereksinmelerine ilişkin insan ilişkileri sorunlarına öncelik verilmelidir.
*Sorun, ilgililerinin anlayacağı biçimde açıklanmalıdır. İletişimin iyi sağlanması, başka sorunlara bakarak insan ilişkileri sorunlarında daha önemlidir; çünkü pek çok ilişki sorunu, iletişimin bozukluğundan kaynaklanır.
*İnsan ilişkilerine ilişkin sorun, bir hakemin yönetimi altında, sorunla ilgili olanlarca tartışılmalıdır.
*İnsan ilişkileri, içtenlikle davranıldığında; karşılıklı doğrulamaya ve onaya dayandığında; yüz yüze yapıldığında; ilişki kuranlara başarı kazandırdığında ve haz verdiğinde sorun olmaktan çıkmaktadır.
YÖNETİMDE İNSAN İLİŞKİLERİNE SİSTEM YAKLAŞIMI
İnsan İlişkileri Sistemi insanın ilişki kurduğu kişiden ve içinde bulunduğu ortamdan aldığı etkileri kendi öz gücüne dönüştürerek karşısındakine tepkide bulunmasıyla oluşan bir etkileşim bütünüdür.
Yönetimde insan ilişkilerine sistem yaklaşımı yenidir. Dünya’da var olan on tur sistemin ilki olarak tanımlanan öğesel etkileşim sistemi, değişik türde kimyasal öğeleri girdi olarak alır, bunları kendi gücüne dönüştürmek için işlemden geçirir ve değişik türde kimyasal çıktılar üretir.
Sistem Kuramı’na göre, insan ilişkilerinin bir sistem olarak kabul edilebilmesi için sistemin beş öğesini taşıması gerekir.Bu beş öğe (1) sistemin girdileri, (2) bu girdilerin sistem içinde işlenmesi, (3) sistemin çıktıları, (4) çıktılarının kusurlarını düzeltecek dönüt ve (5) sistemin çevresidir.Bu öğelerin başka sistemin üç özelliği vardır: sistem (1) öz gücüne aykırı bir girdi aldığında dengelenimi geçer ve dengelenimden duruluma geçmek için çabalar:(2) bit yandan girdileriyle beslenip büyür; ama (3) öte yandan giderek güç yitimine uğrar.Bu öğelerin ve özelliklerin tümü, karşılıklı ilişkiye geçen iki insan etkileşiminde de bulunur.

İnsan İlişkilerinin Girdileri
İnsan İlişkileri Sistemi’nin girdileri, ilişki kurduğumuz insan ve ilişkinin oluştuğu ortamdan aldığımız etkilerle ilişkimizin sonunda yaptığımız tepkiden aldığımız dönüttür.
 
Başlamadan Başaramazsın!
 
Reklam
 
EN GÜNCEL HABERLER
 
ONLİNE
 
online
 
Bugün 20 ziyaretçi (24 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=