YÖNETİCİ SINAVLARINA HAZIRLIK SİTESİ
   
 
  EĞİTİM VE ÖĞRETİMDE ETİK
EĞİTİMDE VE ÖĞRETİMDE ETİK
Eğitimde Etiğin Önemi
Eğitimde etik, eğitimin hedefleri, değerleri ve süreçleri açısından öncelikle ele alınması gereken bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun en önemli nedeni eğitimin kendisinin, bireylerde davranış değişikliği yaratmak gibi iddialı bir girişim olarak ortaya çıkmasıdır.
Eğitim insanı doğumdan ölüme etkileyen ve bir şekle sokmaya çalışan bir süreçtir. Etik ise insanın ne yapmalıyım? Nasıl yaşamalıyım? sorularına vermeye çalıştığı yanıttır. Eğitim ve etik arasında bu anlamda zorunlu bir ilişki vardır ve Soktares bunu “kendini tanı” sözü ile ifade etmektedir. Bu anlamda eğitim, yaşam boyunca süren “etik bir kendini tanıma sürecidir” (Ergüden, 2003, 2). İnsanın bu kendini ve aynı zamanda dünyayı tanıma süreci olan eğitimde, etik kaygıların yeri büyük tartışmaları da beraberinde getirmektedir.
Her tür eğitim etkinliğinde temel olarak dört boyut üzerinde durulması gerekmektedir. Bu boyutlar, “amaç”, “kapsam”, “yöntem” ve “değerlendirme”dir. Bu boyutlar aynı zamanda eğitim programlarının geliştirilmesinde sorulan dört sorunun da yanıtını oluşturmaktadır. Niçin? sorusunun yanıtını amaç boyutu oluşturur. Ne? sorusunun yanıtı ise kapsam boyutunda verilir. Nasıl? sorusu yöntem boyutunda yanıtlanır. Ne oldu? sorusu ise değerlendirme boyutunda elde edilen bilgilerle yanıtlanabilir.
Eğitimin makro ve mikro düzeylerdeki uygulamaları ele alındığında bir ulusun yurttaşlarını eğitme sorumluluğunu üstlenen eğitim sistemleri, okullar ve eğitimciler bu dört boyutla ilgili eylem ve işlemlerinde aynı zamanda ciddi etik değerlendirmeler de yapmak durumundadırlar. Bunun dışında eğitim çok önemli bir politika oluşturma va kaynak ayırma alanı olması nedeniyle de önemli bir etik tartışma alanı olarak görülebilir. Aşağıda eğitim-öğretim alanında bazı tartışmalara yer verilmiştir.
1.      Eğitimin niteliğinin ve yapısının insanlığın bu gününü ve geleceğini etkilemesi
Eğitim, bir yandan bireysel bir anlam taşırken, diğer yandan toplumsal bir anlam da içermektedir. Bireylerin erişebildikleri eğitim fırsat ve olanakları hem kendilerinin hem de toplumun bu gününü ve geleceğini belirlemektedir. Bu anlamda eğitim fırsat ve olanaklarının bireylere sunulma biçimi ya da eğitim haklarından yararlanabilmeleri konusunda gösterilen çabalar ya da ihmaller eğitim etiği açısından büyük önem taşımaktadır.
2.      Eğitimin insan davranışını değiştirme amacı gütmesi
Her toplum eğitim sistemi için belirli hedeflere ve ideallere sahiptir. Bu hedef ve idealler okul ve sınıflarda pratik olarak ortaya konulur. Toplumun hedef ve idealleri doğrultusunda okullarda gerçekleştirilen amaçlı ve planlı etkinlikler, eğitim ve öğretim alanının kapsamı içine girmektedir. Eğitim, en genel anlamda, bireylere kendi yaşantıları yoluyla istendik davranışları kazandırma süreci olarak tanımlanmaktadır. Eğitimin tanımı ile birlikte etik tartışma ve sorgulamaların da başlaması kaçınılmazdır. Yukarıdaki tanımda, bireylere istendik davranışların kazandırılmasından söz edilmektedir. Ancak, bireylere kazandırılacak davranışların kime göre istendik olacağı, diğer bir deyişle hangi amaçlarla eğitim ve öğretim yapılacağı etik bir tartışmayı gerekli kılmaktadır.
Eğitim sisteminin hangi tür davranışlara sahip yurttaşlar yetiştireceğine kimin ve nasıl karar vereceği konusu tek başına bir etik tartışma alanı olarak karşımıza çıkmakta ve zaman zaman toplumun çeşitli grupları arasında ciddi çatışmalara da yol açmaktadır.
Diğer yandan politika ve eğitim arasında engellenemez bir etkileşim bulunmaktadır. Bir toplumda eğitimin geliştirdiği dünya görüşü politikanın doğrultusunu etkilerken, politik görüşler ve politik hava az ya da çok her zaman eğitime yansımıştır. Bu yansımalara göre gerek eğitimin sonuçlarından beklenenler gerekse uygulanan yöntemler politikanın etkin alanı içinde çeşitli özellikler kazanmış ve rejimin gücü ile eğitimin gücü aynı mekanizmanın çarklarını döndüren birbirleriyle özdeşleşmiş tek kaynak haline gelmiştir (Bilhan, 1994, 66). Eğitim üzerindeki politik baskılar ve eğitimin politikaya olan katkısı eğitimdeki etik tartışmaların odak noktalarından biri olarak görülmelidir.
3.      Eğitim–öğretim sürecinde insan davranışını değiştirmek amacı ile çeşitli yöntemler kullanılması
Eğitimve öğretim kendine özgü yöntem ve teknikleri olan bir meslek alanıdır. Ancak eğitim ve öğretim, sadece rutin ve teknik bir iş olarak görülemez. Öğretme yöntemlerinin arkasında öğreticinin dayandığı bazı anlayışlar bulunmaktadır.
Eğitimi sunan kişilerin eğitim yöntemlerine ilişkin bilgi ve yaklaşımları, öğrencilerin öğrenme yöntemlerini de belirlemektedir. Örneğin İdealist felsefe, öğrenme sürecini zihinde gizli olarak bulunanların çağrıştırılması olarak tanımladığı için idealist bir öğretmenin kullandığı öğretim yöntemi de Sokratik diyalog yöntemi olacaktır. Bu yöntem, öğretmenin sorular sorarak, öğrencinin o an zihnindeki gizli düşünceleri uyararak bilgi edinmesini sağlamak biçiminde gerçekleşmektedir. Realist felsefe anlayışına göre ise bilginin kaynağı, çevremizin bir parçası olan nesnelerin farkına varmamızı sağlayan duyumlarımızdır. Realist bir yaklaşımla öğretim yapan öğretmen, öğrencilere doğal olguları açıklamak için sınıf içi uygulama/ispat yöntemini geliştirmelidir. Pragmatist felsefeyi benimseyenler ise çözdüğümüz problemlerle ve çevremizle ilişki kurarak bilgiyi oluşturduğumuzu ileri sürmektedirler.
Eğitim ve öğretimin içinde çeşitli düzeylerde etik değerlendirmelerin yapılması gerekmektedir. Ancak çoğu zaman başta öğretmenler ve diğer eğitimciler olmak üzere pek çok kişi, eğitim ve öğretim sürecinin etik boyutunu gözardı etmektedirler. Örnek vermek gerekirse her türlü eğitsel eylem ve işlemde öğrencilerin yararından başka hiçbir şey düşünülmemesi, ders programları gereği seçilen materyal ve kitapların eğitsel ve etik açıdan uygun olması, sınıf içinde kullanılan sınıf yönetimi ve disiplin uygulamalarında etik bir anlayışın etkili olması, öğrencilere adil ve eşit davranılmasını sağlayacak yöntemlerin kullanılması gibi konular üzerinde dikkatle durulmalıdır.
Okullar, öğrencilerin mutlu, sağlıklı ve özgür biçimde yaşayarak kendilerini gerçekleştirdiği yerler olmalıdır. Ancak okullarımız genellikle öğrencinin azarlandığı, notun bir tehdit unsuru olarak kullanıldığı, cezalandırıcı, dayak yenen yerler olarak gündemdedir. Bu durumda okulların, bireylere doğru davranışların kazandırıldığı gerçek öğrenme ve gelişme merkezleri olması olanaksız hale gelmektedir.
Okullar, demokrasi, insan hakları, özgürlük, sevgi, saygı ve hoşgörü gibi değerleri kazandıran ve bu kavramlara ilişkin tutumları pekiştiren kurumlar olması gerekirken, şiddet ve körü körüne itaatin egemen olduğu kurumlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu anlamda eğitim sistemi ve okulların amaç, yapı ve işlevlerinin etik bağlamda ciddi tartışmalara konu olması gerekmektedir.
Ezberci eğitim, bireylerin düşünsel becerileri kazanmalarını ve yaratıcı güçlerini kullanmalarını engellemektedir. Bu nedenle, eğitimde kullanılan öğretim yöntemlerinin zenginleştirilmesi ve gerçek bir öğrenme ortamının yaratılması zorunludur. Eğitim kurumları olan okullar, toplumsal geleneklerin de etkisi ile katı disiplin uygulanan kurumlara dönüşmekte; kaba kuvvet, hakaret ve dayak sıradan bir eğitim aracı olarak görülmektedir.
4.      Eğitim programının içeriğine nasıl karar verildiği
Toplumda bireylerin, grupların ya da ailelerin amaçları, toplumsal konumları ya da içinde bulundukları toplumsal sınıfa göre okullardan ve eğitim sisteminden beklentileri de değişmektedir. Diğer bir deyişle toplumun farklı kesimlerinin okuldan beklentileri de farklıdır. Pek çok aile çocuklarının öğrenmesini arzu eder, ama öğrendikleri şeylerin ailenin değerleri ile çelişmesini istemez. Örneğin cinsel eğitim ya da zorunlu din eğitimi gibi konularda toplumun farklı kesimlerince yürütülen tartışmalar devam etmektedir. Bu durum eğitim ve okulların işleyişinde bazı etik tartışmalara da kapı aralamakta ve eğitimle ilgili olarak alınan kararların ve politikaların üzerinde dikkatle durulmasını gerektirmektedir.
Toplumun bireylerine neyin ne kadar öğretileceği konusunda karar verilmesi ve bu kararların toplumun ve bireylerin yararlarına uygun olmasının sağlanması eğitimin kapsam boyutundaki etik tartışmalarının önemli bir noktasını oluşturmaktadır.
Bir ders programı planlanırken şu sorular sorulabilir: a) Hangi bilgi daha önemlidir ya da değerlidir?
b) Öğrenciye hangi bilgi öğretilmelidir? c) Toplumun üyesi ve birey olarak, öğrenen kişi için en yararlı bilgiler hangileridir? Bu soruların yanıtları, programdan hangi bilgilerin çıkarılması hangilerinin eklenmesi gerektiğini belirtecektir. Programın içeriği aynı zamanda iyi bir yaşamın, toplumun, insanların ve evrenin gelişimini de etkileyecektir.
Uygarlığın kalıcılığının sağlanması, genç kuşaklara kanıtlanmış doğruların ve değerlerin aktarılmasını gerektirir. Eğitim programının temeli, çocuk ve gençlere, gerçekliğin yetişkinler açısından görünüşünü göstererek bilinçlendirmek ve düşündürtmektir. İşte bu noktada eğitim programının içeriği ve beklenen sonuçları eğitim etiği açısından son derece önemlidir.
5. Eğitim–Öğretimin Değerlendirme Boyutu
Öğrencilerin değerlendirilmesi sürecinde yansız, doğru ölçme ve değerlendirme tekniklerinin kullanılması kadar, değerlendirme ve yönlendirme sürecinin etik değerlendirmeler ve yaklaşımları da içermesi önemlidir.
Her öğrencinin öğrenebilmesi için çalışmaktan çok, öğrencileri başarısızlığa iten uygulamalar ve eğitim standartlarının düşürülmesine yol açan politikaların, topluma ve yeni kuşaklara verdiği zararlar ciddi etik tartışmalarını gerektirmektedir.
Okullardaki değerlendirme sürecinde öğrencilerin her türlü ayrımcılıktan uzak tutularak, yansız ve objektif biçimde değerlendirilmeleri üzerinde önemle durulmalıdır.
6. Eğitimcilerin etik tutumları:
Eğitim insan ilişkilerinin yoğun olduğu ve insan davranışlarını etkilemeyi amaçlayan bir süreçtir. Bu süreci etkili biçimde amacına ulaştırmada eğitimcilerin tutum ve davranışları büyük bir önem taşımaktadır. Öğrencilerin eğitim sürecinde etkili bir rol oynaması gereken eğitimcilerin etik yükümlülüklerinin farkında olma ve onları gerçekleştirme çabaları eğitimin niteliğini de doğrudan etkileyecektir.
Öğretmen, okul müdürü, psikolojik danışman, müfettiş gibi eğitim çalışanlarının etik ilkeleri ile ilgili tartışmalar kitabın ileriki bölümlerinde yer almıştır. Ancak bütün eğitimciler için ortak olabilecek temel etik kodların neler olabileceğine ilişkin bir örneğin burada incelenmesi yararlı olacaktır.
Amerikan Ulusal Eğitim Derneği Eğitim Profesyonelleri Eğitim Kodları
Amerikan Ulusal Eğitim Derneği (National Education Association) tarafından 1975 yılında kabul edilen Eğitim Profesyonellerinin Etik Kodları aşağıda verilmiştir (Strike ve Soltis, 1998, ix-xi):
Önsöz
Eğitimciler bütün insanların varlık ve bütünlüğüne inanır, gerçeklerin peşinden gitmenin olağanüstü önemini kavrar, mükemmelliğe bağlılık gösterir ve demokratik ilkeleri destekler. Bu amaçlara bağlılık gösterilmesi, herkesin eğitim fırsatlarından eşit olarak yararlanmasının garantisi, öğrenme ve öğretme özgürlüğünün korunması açısından vazgeçilmezdir. Eğitimci yüksek etik standartlara bağlı olma sorumluluğunu kabul eder.
Eğitimci, öğretim sürecine özgü sorumlulukların önemini kavrar. Öğrenciler, veliler, meslektaşlar ve toplumun diğer üyelerinin saygı ve güveninin elde edilmesi için olabilecek en üst düzeyde etik davranışlar sergilemeye çalışır ve bunu sürekli korur. Eğitimde Etik İlkeler bütün eğitimcilerin davranışlarını yargılamaları için standartlar oluşturur.
İlke 1: Öğrenciye Bağlılık
Eğitimciler, bütün öğrencilerin toplumun saygıdeğer ve etkili bir üyesi olarak, kendi potansiyelinin farkına varmaları ve bu potansiyeli gerçekleştirmelerine yardım etmek için çaba gösterirler. Bu amaçla eğitimciler, değerli amaçların formüle edilmesi, bilginin değerinin anlaşılması ve kazanılması, araştırma merakının uyarılması için çalışırlar.
Bu yükümlülükleri yerine getirmek için eğitimciler:
1.      Öğrenciyi, öğrenme sürecindeki bağımsız eylemlerinden makul olmayan gerekçelerle alıkoyamazlar.
2.      Makul olmayan gerekçelerle, farklı bakış açılarına sahip öğrencilerin görüşme taleplerini geri çeviremezler.
3.      Öğrencinin gelişmesiyle ilgili materyali kasıtlı olarak gizleyemez ya da çarpıtamazlar.
4.      Öğrencileri, öğrenim, sağlık ya da güvenliklerine zarar verebilecek koşullardan koruyacaklardır.
5.      Öğrenciyi kasıtlı olarak mahçup edecek ya da küçük düşürecek davranışlara maruz bırakamazlar.
6.      Öğrencilere, ırk, din, renk, milliyet, medeni durum, politik ya da dinsel inançlar, toplumsal ya da kültürel kimlik veya cinsiyete dayalı ayrımcılık yapamayacakları gibi, bu nedenlerle:
a.       Hiçbir öğrencinin herhangi bir programa katılmasını engelleyemezler
b.      Hiçbir öğrencinin yararlarına engel olamazlar
c.       Hiçbir öğrenciye avantaj sağlayamazlar
7.      Kişisel çıkarları için öğrencilerle profesyonel ilişkilerini kullanamazlar.
8.      Öğrencilere ilişkin gizli bilgileri yasal gereklilikler olmadıkça ya da profesyonel hizmetlerce gerekmedikçe açıklayamazlar.
İlke 2: Mesleğe Bağlılık
Eğitimcilik, halkın güven ve sorumluluğunu içeren ve profesyonel hizmet ve yüksek idealler gerektiren bir meslektir.
Bu inançla, eğitim mesleğinin kalitesi toplumu ve bireyleri doğrudan etkiler. Eğitimciler, mesleki kararların yerine getirilmesinde, mesleki standartların yükseltilmesi ve eğitim mesleğinin saygıdeğer kişileri cezbedecek koşullara ulaşmasını sağlayacak bir iklimin yaratılması için gerekli gayreti göstereceklerdir. Ayrıca mesleğin, gerekli nitelikleri taşımayan kişiler tarafından yerine getirilmesinin önlenmesinde yardımcı olacaklardır.
Bu yükümlülükleri yerine getirmek için eğitimciler:
1.      Mesleki pozisyonlara başvurularda kasıtlı olarak yanıltıcı açıklamalarda bulunmazlar ve yeterlilikleri ya da nitelikleri ile ilgili dökümanlarda sahtecilik yapmazlar.
2.      Mesleki nitelikleri ile ilgili yanlış bildirimlerde bulunamazlar.
3.      Karakteri, eğitimi ya da diğer bakımlardan saygı duyulmayan ve niteliksiz olarak bilinen kişilerin mesleğe girmesine yardım edemezler.
4.      Belli bir pozisyon için başvuruda bulunan birisinin mesleki yeterliliği için bile bile yanıltıcı açıklamalar yapamazlar.
5.      Eğitimci olmayan bir kişinin yetkisiz biçimde öğretim yapmasına yardım edemezler.
6.      Yasal ya da mesleki zorunluluklar dışında, meslektaşları ile ilgili olarak meslek içinde ulaştığı gizli bilgileri açıklayamazlar.
7.      Bir meslektaşı hakkında yanlış ya da kötü niyetli açıklamalar yapamazlar.
8.      Mesleki etkinlikler nedeniyle bir öğrenci hakkında edindiği gizli bilgileri, yasal ve mesleki zorunluluklar dışında başkalarına açıklayamazlar.
     
ÖĞRETMENLİK MESLEK ETİĞİ
 
Mesleki etik kavramını, bütün mesleki uğraşların iyi ve doğruya yönlendirilmesi konusunda ilkeler koyan, meslek üyelerinin kişisel arzularını sınırlayan, belli bir çizginin dışına çıkmalarını önlemeye çalışan, mesleki idealleri geliştiren ve ilkesiz üyeleri meslekten dışlayan bir ilkeler dizgesi olarak tanımlamıştık. Dünyada tüm meslekler için üyelerinin davranışlarını çerçeve içine alan etik ilkeler oluşturularak, meslek üyelerinin bilgisizlikten ya da kişisel eğilimlerinden kaynaklanan etik dışı davranışlara yönelmeleri engellenmeye çalışılmaktadır.
Eğitim-öğretim işinin aynı zamanda bir etik boyutu olduğu, doğru etik değerlendirmelerin yapılabilmesinin kuramsal bir temel ve analitik bir yaklaşım gerektirdiği gerçeğinden yola çıkılarak, tüm eğitimcilerin hizmet öncesinde iyi bir etik eğitiminden geçmesi gerekmektedir. Aday öğretmenler kararlarının ve eylemlerinin temeline esas aldıkları etik ilkelere bağlı olarak öğrencilere ve başkalarına nasıl davranmaları gerektiği konusunda ve karşılaşabilecekleri etik ikilemleri nasıl çözümleyebilecekleri konusunda hem kuramsal bir altyapı hem de bir farkındalık geliştirebilmelidirler.
Öğretmenlik ve etik birbirine çok yakın kavramlardır. Etiğin ve eğitimin doğası gereği bu iki kavram birbirinden ayrı düşünülmemelidir. İdeal bir öğretmen, yalnız kusursuz öğretme yetenekleri ile değil, aynı zamanda yaşama biçimi ile de örnek alınacak ahlaki bir modele dönüşür. Yani bu anlamda öğretmen, öğrettiklerini örnek olarak yaşayan ideal biridir.
 Tüm alanlardaki etik çalışmalarda yükümlülük-sorumluluk ve hak kavramları birbirinden ayrılamaz bir nitelik taşır. Öğretmenin etik yükümlülükleri, öğrencinin haklarını oluşturur aslında. Öğretmenin haklarının sağlanması ise yönetimin etik yükümlülükleri arasındadır. Bir örnek vermek gerekirse, pek çok meslekte olduğu gibi “ayrımcılık yapmamak” öğretmenlik mesleğinin temel etik ilkeleri arasındadır. Bu yükümlülük aynı zamanda öğrencilerin “okulda eşit muamele görme” hakkını garanti altına alır.
Dünyadaki uygulamalara bakıldığında öğretmenlerin etik ilkeler çerçevesinde yetiştirilmesi, hizmet öncesi eğitim süreçlerinde başlar. Genellikle öğretmenlere bu yükümlülüklerini benimsetmek ve sürekli hatırlatmak amacıyla “öğretmen andları” hazırlanmıştır. Bu andlar, öğretmenlere daha mesleğe girmeden üstlenecekleri görevle birlikte yüklendikleri etik sorumlulukları ve uygun davranmaları beklenen etik ilkeleri de hatırlatır. Aşağıda bir öğretmen andı örneği yer almaktadır (International Teacher Certification):
 
ÖĞRETMEN ANDI
1.      Hiçbir öğrencime zarar vermeyeceğim.
2.      İnsanlığın ve insanın yücelmesi için eğitim-öğretim yapacağım.
3.      Benim gözetimime bırakılmış olan öğrencilerimi koruyacağım.
4.      Eğitim-öğretim yaparken öğrencilerimin ihtiyaçlarına öncelik vereceğim.
5.      Öğrencilerin iyi eğitilmesi için gereken yatırımın azaltılması çabalarına direneceğim.
6.      Öğrencilerimin eğitimi sürecinde mümkün olan en iyi öğrenme kaynaklarından yararlanmalarını sağlamaya çalışacağım.
7.      Öğrencilerimin tümünün güvenli ve sağlıklı bir çevrede bulunması için elimden geleni yapacağım.
8.      Bütün öğrencilerime saygılı biçimde, nazik ve içimden gelen bir coşku ile öğretim yapacağım.
9.      Bütün öğrencilerimin gereksinmelerinin karşılanması için elimden geleni yapacağım.
10. Çevremdeki iyi insanları öğretmen olmaya teşvik edeceğim.
11. Eğer öğretme aşkımı kaybedersem meslekten ayrılacağım.
 
Meslek etiği ilkelerinin evrensel değerler üzerine kurulu olduğu gerçeğinden hareket edildiğinde branşı her ne olursa olsun, hangi düzeyde öğretim etkinliğinde bulunursa bulunsun, bir öğretmenin bazı etik ilkeler doğrultusunda davranmasını beklemek yanlış olmayacaktır.
Öğretmenlik yalnızca birtakım bilgilerin aktarılmasını kapsayan bir meslek olmanın ötesinde, genç nesillere değerler kazandırılması hedefini de içeren bir meslektir. Ancak burada önemli olan öğretmenlerin kendi değer sistemlerinin ne durumda olduğudur. Eğitim sürecinde kazandırılacak değerleri yönlendiren temel kılavuz meslek etiği ilkeleri olmalıdır.
Öğretmenlik Meslek Etiği İlkeleri
Aşağıda genel ve temel bir çerçevede öğretmenlik mesleğinin etik ilkeleri üzerinde durulmuştur.
1. Profesyonellik: Öğretmenlik meslek etiğinden söz edebilmek için öncelikle, öğretmenin işinde profesyonel olması gerekir. Öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği görevleri belirtilen standartlar içinde yapabilecek yeterlikte olmayan bir öğretmenin meslek etiği ilkelerinden söz etmek olanaksızdır. Bu nedenle öğretmenlik mesleğinin birinci etik ilkesinin “yeterlik sahibi bir öğretmen olmak” anlamına gelebilecek profesyonellik ilkesi ile başlamasında yarar bulunmaktadır.
Profesyonel kavramı iki ayrı anlama gelmektedir. Bu anlamlardan birincisi dilimizde “Meslek” karşılığı kullanılmaktadır. Profesyonel kavramının ikinci anlamı ise bir kişinin işini gerekli şekilde ve en üst nitelikte yapması anlamına gelmektedir. Burada profesyonellik, kavramın bu ikinci anlamını içermektedir. Öğretmenin profesyonel davranışlarına aşağıdaki örnekler verilebilir:
a.       Görevle ilgili bilgi, beceri ve tutumları eksiksiz kazanmış olmak
b.      Hizmeti zamanında ve kusursuz sunmak
c.       Mesleği daha iyi yapabilmek için sürekli olarak özeleştiri ve değerlendirme yapmak
d.      Hizmette kaliteyi sağlamak
e.       Görevini yerine getirirken kişisel yeteneklerini sonuna kadar kullanmak
f.        Görevi ile ilgili takdir yetkisini makul ölçüler içinde kullanabilmek
g.       Mesleğinin yöntem ve tekniklerini sürekli olarak geliştirmek
h.       Öğrencilere, fiziksel ve psikolojik anlamda öğrenebilecekleri bir sınıf ortamını sağlamak
2. Hizmette sorumluluk: En genel anlamda sorumluluk, belirli bir görevin istenilen nitelik ve nicelikte yerine getirilmesidir. Bu anlamda öğretmen bir kamu hizmeti olarak eğitimde üzerine düşen büyük sorumluluğun bilinci içinde olmalıdır. Eğitim-öğretim hizmeti diğer mesleklerden farklı olarak bireylerin yaşamlarını ve dolayısı ile toplumun geleceğini doğrudan etkileyen bir meslek alanıdır. Bu nedenle öğretmenler, kamu görevlileri olarak eylem ve kararlarının doğuracağı sonuçlar hakkında hesap vermek zorundadırlar. Bunun da ötesinde öğretmenler davranışlarından ve bunların topluma maliyetinden kendileri ve toplum adına sorumluluk duymalıdırlar.
Sorumluluk, kişiye dışardan yüklenmiş olan bir görev olarak algılanmaktadır. Sorumluluk, başkalarının gereksinmelerine yanıt vermeye hazır olmak anlamına gelmektedir. Sorumluluğun temeli, yetkiyi kullanma zorunluluğudur. Sorumluluk, mesleki ve etik ölçütlere uymayı gerektirdiği kadar bu ölçülerin yaratılmasını da gerektiren bir kavramdır.
Genellikle iki tür sorumluluk vardır. Bunlardan birincisi, üstlere hesap vermeyi içeren “sorumlu olma”dır. İkincisi ise bir işi yapmayı üstlenmek anlamına gelen “sorumluluk alma”dır . Bir öğretmenin standart ders programı içinde gerçekleştirdiği etkinlikler “sorumlu olma” kapsamındadır. Bunları yapmadığı takdirde hesap vermek durumundadır. Ancak “ders dışı etkinlikler” yürütmek konusunda fazladan aldığı sorumluluk ikinci türdendir.
3. Adalet: Öğretmen, her türlü eyleminde adil olmak ve öğrenciler arasındaki ilişkilerde de adaleti sağlamak sorumluluğuna sahiptir. Öğrencilere söz hakkının adil olarak paylaştırılmasından başlayıp, sınıf içi ve dışı etkinliklere katılıma kadar uzayan her türlü etkinlikte adaletin sağlanması son derecede önemlidir.
Adalet kavramının günlük yaşama geçirilmesinde altı belirleyici bulunmaktadır. Buna göre adalet, 1) Eşit paylaşıma, 2) Bireyin gereksinimlerine, 3) Bireylerin çabalarına, 4) Bireylerin katılımlarına, 5) Bireylerin hak ettiklerine, 6) Bireysel koşulların serbest rekabet koşulları ile olan ilişkisine göre paylaştırılması gereken bir kavram olarak ele alınabilir.
Öğretmenin adaletli davranışından söz ettiğimizde, hakların ve ödevlerin öğrenciler arasında eşit paylaştırılması, öğrencilerin çabalarına orantılı paylaşım, öğrencilerin katılımlarına orantılı paylaşım, öğrencilerin hak etme düzeylerine göre paylaşım ve öğrencilerin bireysel koşullarını dikkate alarak bir paylaşıma gitmesi söz konusu olmalıdır. Diğer yandan öğretmen adaletin işlemesi için öğrencileri bu konularda teşvik edici bir rol de üstlenebilir.
Öğretmenin adaletine hangi noktalarda gereksinim vardır? Öncelikle öğretmen sınıf içindeki öğrenme fırsat ve olanaklarından öğrencilere adil yararlanma hakkı tanımalıdır. Bunun anlamı öğrencilerin gereksinimlerine uygun öğrenme fırsat ve olanakları yaratmasıdır. Bütün öğrencilerin aynı hız ve yöntemlerle öğrenemedikleri bilinen bir gerçektir. O halde adil bir öğretmen farklı öğrenme yöntemlerini bir arada kullanarak fırsat ve olanakları çeşitlendirmelidir. Diğer yandan öğretmen değerlendiren ve öğrenci performansı hakkında yargılarda bulunan biri olarak, değerlendirmede adaleti sağlamalıdır. Öğrencilerin en çok adaletsizliğe uğrayabildikleri konulardan biri de öğretmenin ilgi ve desteğini kazanmak konusudur. Bazı öğrencilerle daha fazla ilgilenirken, bazılarına daha aza zaman ve kaynak ayıran bir öğretmen ne derece adil davranmış olacaktır? Bu noktada adalet kavramının ayrılmaz bir parçası olan eşitlik kavramının da tartışılması gerekmektedir.
4. Eşitlik: Eşitlik, yararların, sıkıntıların, hizmetlerin dağıtılmasında uygulanacak sınırların belirlenmesini içerir. Eşitlik kavramı temel bireysel eşitlik, kısmi eşitlik ve blokların eşitliği açısından ele alınabilir (Frederickson, 1994, 460).
a) Temel bireysel eşitlik: Bir okula kaydolan bütün öğrenciler eşittir. Burada eşitliğin belirleyicisi öğrenci olmaktır. Öğretmen sınıfındaki bütün öğrencilere eşit davranmalıdır.
b) Kısmi eşitlik: Kısmi eşitlik, farklı gruplara eşitlik sağlanması için farklı davranılmasını içerir. Bu tür eşitlik anlayışının varsayımı, gruplar arasında eşitlik sağlanabilmesinin, ancak gruplar arasında farklı uygulamalar ve düzenlemeler yapılmasına bağlı olduğudur. Buna göre sınıftaki bütün öğrenciler eşittir ancak eğer sınıfta bir engelli öğrenci varsa ona farklı davranarak onu diğer öğrencilerle eşit hale getirebilirsiniz. Örneğin duyma engelli bir öğrencinin ön sıralara oturtulması, görme engelli bir öğrenciye ayrı sınav yapılması gibi uygulamalar kısmi eşitliğe örnek verilebilir. Bu tür eşitlik yaklaşımı “sistematik eşitsizlik” olarak da adlandırılır.
c) Blokların eşitliği: Toplumda doğal olarak ortaya çıkmış bloklar vardır. Örneğin, kadın-erkek, yaşlı-genç gibi. Bloklar arası eşitlik sağlanması için dezavantajlı blok için diğerinden eşitlik istenir. Örneğin kız ve erkek öğrenciler arasında eşitliği sağlamak için yapılacak düzenlemeler buna örnek verilebilir.
Günlük uygulamalara bakıldığında öğrencilerin pek çok eşitsizliğe maruz kaldığı görülmektedir. Örneğin bazı öğretmenlerin başarılı öğrencilerle daha çok ilgilenip, onlara daha çok zaman ayırdıkları, oysa başarısı düşük öğrencilerin bu durumda daha da başarısız oldukları bir gerçektir.
Öğrencilerin velilerinin meslekleri de bir başka eşitsiz davranış nedenidir. Üst sosyo-ekonomik düzeyden ve öğretmenlere katkı sağlayacak (doktor, avukat, esnaf, politikacı vb.) mesleklere sahip velilerin öğrencilerine, bazı öğretmenlerin daha yakın ve ilgili davranabildikleri görülmektedir.
5. Sağlıklı ve güvenli bir ortamın sağlanması: Bir öğrencinin en temel haklarından biri, sağlıklı ve güvenli bir okul – sınıf ortamında bulunmaktır. Bu nedenle öğretmenlerin en temel etik sorumluluklarından biri de sınıf ortamında düzen ve disiplini sağlayarak, öğrenci sağlığını ve güvenliğini tehdit edecek her türlü unsurun ortadan kaldırılmasını sağlamaktır.
Okullarda öğrenci sağlığı ve güvenliğinin sağlanması üç temel açıdan önemlidir.  a) Yaşam her insanın en doğal hakkıdır. Öğrencilerin yaralanması ya da hastalanması, öğrencinin kendisini etkileyeceği gibi, ona bakmak zorunda kalan ailesinin de yaşamını olumsuz etkiler. b) Kazalar ya da hastalıklar öğrencinin eğitiminin kesintiye uğramasına, öğrencinin yıl kaybetmesine ve buna bağlı olarak da çeşitli ekonomik kayıplara yol açar. c) Okulda meydana gelebilecek kaza ve hastalıklarla ilgili önlemleri almayan kişiler yasalar önünde suçlu duruma düşeceklerdir.
Öğretmenler, öğrencilerin karşılaşabilecekleri her türlü olumsuz durumları saptamaya ve gerektiğinde durdurmaya en yakın olan kişilerdir. Örneğin okulda şiddet, çeşitli kazalar, yangın, sel ya da başka felaketler, bulaşıcı hastalıklar, öğretmenlerin özenle dikkat etmesini gerektiren sağlık ve güvenlik alanlarıdır. Bunun dışında okuldaki temizlik ve hijyen, okul gezileri, oyun alanlarındaki tehlikeler de öğretmenlere özel bir dikkat gereği yüklemektedir. Bu anlamda öğretmenlerin, öğrencilerin sağlık ve güvenliklerini ilgilendiren konularda sorumluluk almaları meslek etiğinin de bir gereği olarak karşımıza çıkmaktadır.
6. Yolsuzluk yapmamak: En genel anlamıyla yolsuzluk, bir çıkar karşılığında kamu yetkilerinin yasa dışı kullanımı olarak tanımlanabilir. Burada sağlanması amaçlanan kazançlar maddi kazançlar olabileceği gibi parasal olmayan özel amaçlara yönelik de olabilir. Ayrıntılı olarak bakıldığında yolsuzluk aşağıdaki biçimlerde tanımlanabilir (Berkman, 1983, 10):
1.      Para ya da mal karşılığında, kamu görevlisinin ayrıcalıklı işlem yapması.
2.      Kamu görevlisinin parasal ya da diğer ödüller karşılığında, bu çıkarı sağlayanlar yararına işlem yapması.
3.      Kamu görevlilerinin yapılmaması gereken işlemleri yapmaları ya da yapmamaları gereken işlemleri çabuklaştırmaları karşılığı çıkar sağlamaları.
4.      Parasal olan ya da olmayan kişisel kazançlar için yetkinin kötüye kullanımı.
5.      Kişisel yada politik kazanç amacıyla devlet yetkisinin yasa dışı kullanımı.
6.      Kamu hizmeti gören kişinin özel amaçları ya da maddesel çıkarları için normal görev davranışlarından sapmaları.
7.      Kişisel amaçlar için, kamu görevlilerinin kurallara aykırı biçimde davranışları.
Öğretmenlik mesleğini, kişisel çıkar sağlamaya araç olarak kullanmamak, belki de en temel etik ilkelerden biri olarak görülmelidir. Bunun nedeni öğrencinin kendini koruyamayacak bir konumda olması ve öğretmenle öğrenci arasında bir otorite ilişkisinin bulunmasıdır.
Öğretmenlerin ekonomik açıdan son derece büyük sorunlar yaşadıkları bilinen bir gerçektir. Ancak bu durum, öğrencinin sömürülmesinin bir gerekçesi olarak görülemez. Ülkemizdeki duruma baktığımızda pek çok öğretmenin kendi öğrencisine para karşılığı ders verdiği gözlenmektedir. Burada ders verilen öğrencinin sınavı yine aynı öğretmen tarafından yapılmaktadır. Böyle bir durumda sınavda sorulacak sorulara vurgu yapılması ya da ağırlıklı olarak çalışılacak konuların ima edilmesi ciddi bir etik dışı durum olarak değerlendirilebilir. Aynı zamanda öğrenci eğer bu özel dersleri almazsa, öğretmenin kendisine karşı olumsuz bir tavır geliştirebileceğini düşünerek bu baskıyı çaresiz biçimde kabul etmektedir. Tam tersine böyle bir talep öğrenciden ya da ailesinden gelse bile öğretmenin bu tür ilişkilere girmesi etik açıdan pek doğru bir davranış olarak görülemez.
Öğretmenin mesleğini kullanarak kişisel çıkar sağlamasına başka bir örnek olarak da kendi kitabını ya da diğer ders materyallerini üstü kapalı bir zorlama ile öğrencilerine satması verilebilir. Burada yine öğrenci eğer kitabı ya da diğer materyalleri satın almazsa öğretmenin kendisini sevmeyeceği, sınıfta bırakacağı ya da olumsuz tavır geliştireceği kaygısı ile böyle bir sömürüye boyun eğebilir.
Bir başka çıkar sağlama unsuru da öğrenci velilerinin pahalı hediyelerini kabul etmektir. Öğretmenler günü, bazı okullarda öğretmenlerin aldıkları (ya da zorla aldırdıkları) hediyelerle rekabete giriştikleri, gösteriş yaptıkları günlere dönüşmüştür. Bu durum yoksul velileri büyük bir sıkıntı içinde bırakmakta ve mesleğin saygınlığını zedeleyici bir durum yaratmaktadır. Öte yandan köyündeki okulda öğrenim gören öğrencilerin kitap, kırtasiye gibi gereksinimlerini bile kendi maaşından karşılayan fedakar öğretmenlere de büyük bir haksızlık yaratılmaktadır.
Bir başka örnek de öğretmenin mesleki konumunu kullanarak toplum yaşamında bazı ayrıcalıklar ve çıkarlar peşine düşmesidir. Örneğin alışveriş ederken ya da başkalarının mesleğe güvenini kullanarak borç alıp ödememesi gibi davranışlar buna örnektir.
Öğretmenin öğrenci başarısına ilişkin kayıtları parasal ilişkiler, parasal olmayan çıkarlar ya da politik ilişkiler nedeniyle değiştirmesi de yolsuzluklara başka bir örnek olarak verilebilir.
7. Dürüstlük- doğruluk ve güven: Etik davranış, başkaları ile ilişkilerde dürüst olmayı ve içtenliği gerektirir. İçten ve dürüst davranmayan öğretmenler, ilişkilerde kendi sonlarını hazırlarlar ve güven ortamı ortadan kalkar. Oysa güven ilişkilerin temel unsurudur
Doğruluk, tüm yaşamın ve eylemlerin gerçekler üzerine kurulmasını gerektirir. Gerçeklerin, bireyin kendi duygu, düşünce, inanç ve yararları doğrultusunda çarpıtılması, daha sonraki eylem ve işlemlerin doğruluğunu da ortadan kaldırır. Yalan, her dönemde ahlak dışı, doğruluk ise ahlaklı davranışın temel ilkelerinden biri olarak kabul edilmiştir.
Dürüstlük, doğruluğu içerir, ama ondan farklı bir kavramdır. Doğruluk gerçeği söylemek, yani sözlerimizi gerçeğe uydurmaktır. Dürüstlük ise, gerçeği sözlerimize uydurmak, yani sözümüze bağlı kalmak ve beklentileri gerçekleştirmektir. Dürüstlüğü kanıtlamanın en iyi yollarından biri, o sırada yanımızda olmayan kişilere sadakat göstermektir.
Öğretmenler bütün çalışma ve işlemlerinde tarafsız biçimde gerçeklerin peşinde gitmelidir. Bazı işlerin kolaylaştırılması amacıyla doğruluk ve dürüstlükten ödün verilemez. Bunun sonucu hem güvenin kaybedilmesi hem de görevin kötüye kullanılmasıdır.
Öğretmenlerin mesleki etkinlikleri yerine getirirken öncelikle kendilerine güvenmeleri gerekir. Bu özgüven onların toplumun güvenine ve saygısına layık olmalarını da sağlayacaktır. Öğretmenler de bu güven ve saygıyı sürdürecek saygın davranışlar sergilemelidirler ve sözlerinde ve eylemlerinde güven kırıcı yaklaşımlardan kaçınmalıdırlar. Öğretmenlerin güvenilirliklerinde dış görünümleri de büyük bir önem taşımaktadır.
8. Tarafsızlık: Tarafsızlık ya da nesnellik, insanın bireyleri ya da nesneleri oldukları gibi görebilmesi ve bu görüntüyü bireyin kendi istek ve korkuları ile oluşturduğu görüntüden ayırabilmesidir. Nesnel olabilmek kişinin duygularını değil, aklını kullanmasını gerektirir. Bireylerin nesnel olabilmeleri, karşılarındaki birey ya da nesne hakkında kendi ilgi, gereksinim ve korkularını işe karıştırmadan, bu görüntüleri çarpıtmadan, aradaki farklılığın görülmesini gerektirir.
Öğretmenin tarafsızlığı, mesleki etik açısından son derecede önemlidir. Diğer mesleklerden farklı olarak eğitim, kişisel değer, inanç ve tutumların da kolayca işin içine girmesi riskini taşımaktadır. Öğretmen öğretmekle görevli olduğu resmi programın yanı sıra kendi kişisel değerlerini yansıtan bir “gizli programı “ da öğrenciler üzerinde uygulamaya kalkabilir. Bu nedenle öğretmen bu tür yanlı ve tek taraflı gizli programları uygulamaktan özenle kaçınmalıdır. Özellikle dinsel ve politik inançlar, bu gizli programların öğrencilere aktarılmasına ve öğretimin tarafsızlığının bozulmasına yol açan unsurlar olabilmektedir.
9. Mesleki bağlılık ve sürekli gelişme: Örgütsel bağlılık, işgörenlerin örgüt üyeliklerini sürdürmeleri ve örgütte kalmak istemeleri olarak tanımlanabilir. Örgüte bağlı işgörenler, örgütten etkilenirler ve kendileri de ortak amaçların gerçekleştirilmesi için ortaklaşa bir çaba gösterirler.
Öğretmenler, bir lider olarak hem kendi mesleki bağlılık ve gelişmesini hem de öğrencilerin mesleki bağlılık ve gelişmesini sağlamaya çalışmalıdır. Mesleğe bağlılık, meslekte gelişme ve ilerlemeye istekli olmayı, bu amaçla alana ilişkin yayınları izlemeyi ve eğitim programlarına katılmayı gerektirir. Ayrıca örgüt olanaklarının çevre yararına kullanılmasını sağlamak ve eğitim sorunlarına gönüllü olarak yeterli zaman ayırmak da bağlılığın gerekleri arasında sayılabilir .
Mesleki bağlılığın bir gereği olarak sürekli gelişmeyi sağlamak için öğretmenlerin:
q       Meslekleri ile ilgili yeniliklere açık olması,
q       Mesleki performanslarını artırabilmek için kendilerine sağlanan eğitim olanaklarından en iyi şekilde yararlanması,
q       Mesleki yayınları ve teknolojik gelişmeleri sürekli izlemesi,
Yeni gelen meslektaşlarının işe ve çevreye uyumlarına yardımcı olması gerekir
 
10. Saygı: İnsan, her şeyden önce insan olduğu için değerlidir. İnsanın değeri ve onuru, insan ilişkilerinde köşe taşı niteliği taşır. İnsan canlı varlıklar içinde en gelişmiş olan, düşünen, akıl yürüten, iletişim kuran, gelecek için planlar yapan bir varlıktır ve bu yönleri ile saygıdeğerdir (Aydın,1993, 73).
Saygı, birçok kişinin bildiği ve beklediği gibi korkmak, çekinmek değildir. Saygılı olmak, bir insanı olduğu gibi görebilme yetisini ve onu özgün bireyselliği içinde farkedebilmeyi anlatır. Saygı bir insanı, bir kişi olarak olduğu gibi görmek, onun kişiliğini ve biricikliğini fark etmek demektir.
Bu açılardan değerlendirildiğinde öğretmenin her şeyden önce insanın değerine ve bütünlüğüne saygı duyması gerekir. Bu anlamda öncelikle öğrencinin varlığına ve bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerekmektedir. Öğrencilerin dayak, şiddet, hakaret, isim takma, belli özelliklerinden dolayı aşağılanma gibi öğretmen davranışlarına maruz kalması etik açıdan son derece yanlıştır. Öğrenci saygı gösterilerek, saygı duymayı öğrenecektir ve bunu yapacak olan kişi ise öğretmendir. Öğretmenin kendisinin bu tür davranışları öğrencinin varlığı ve bütünlüğünde giderilmesi olanaksız yaralar açmaktadır.
Yine öğrencilere ait gizli ve mahrem bilgileri diğer öğrenciler ya da öğretmenlerle paylaşmak, öğrencinin ya da ailesinin özel yaşamına karşı saygı göstermemek de etik dışı bir davranış olarak değerlendirilmelidir.
 
Öğretmenlik etiğinde bir başka unsur da velilere karşı gösterilmesi gereken saygıdır. Eğitimin bütün yurttaşların Anayasal bir hakkı olduğu ve her türlü cinsiyet, sosyo ekonomik yapı, meslek ve düşünceden insanın çocuklarının aynı okullarda öğrenim gördüğü unutulmamalıdır. Bu nedenle öğretmenlerin bütün bu farklılıklara saygı göstererek davranması gerekir. Yapılan araştırmalar ailelerin okula gelmeme nedenlerinden birinin de öğretmenlerin saygısız tutumları olduğunu göstermektedir. Velilere başkalarının yanında çocukları ile ilgili olumsuz yorumlarda bulunmak, onları suçlamak ve azarlamak, giyim kuşam ya da konuşmalarından dolayı eleştirmek, küçük düşürmek bu tür olumsuzluklara örnek olarak verilebilir. Velilerin okullarda bir takım hakları vardır ve bu haklara öğretmenlerin gereken saygıyı göstermesi etik bir yükümlülüktür.
Öğretmenlerin etik bir yükümlülük içinde saygı göstermeleri gereken bir diğer grup da meslektaşlarıdır. Öğretmenlerin birbirlerinin yeterlik ve kişiliklerine saygı göstermeleri beklenmektedir. Bunun bir gereği olarak birbirleri hakkında sınıf içinde ya da dışında, öğrenci ya da velilerin yanında olumsuz yorumlar ve dedikodu yapmaktan kaçınmalıdırlar. Diğer öğretmenlere ilişkin mahrem ya da özel konuları öğrencilere söylemek de etik dışı bir davranış olarak görülmelidir.
Bu doğrultuda özetlenecek olursa öğretmenler:
q       Herkesin değerine ve varlığına saygı göstermelidir,
q       Herkesin özel yaşamına saygı göstermelidir,
q       Herkesin özerkliğine ve kararlarına saygı göstermelidir
q       İnsanlar arasındaki farklılıklara saygı göstermelidirler
11. Kaynakların etkili kullanımı: Kurumsal ve kamusal kaynakların etkili kullanımı öğretmenlerden beklenen bir başka önemli etik davranıştır.
En kıt ve değerli kaynak zamandır. Bu açıdan “öğretim zamanının” etkili kullanımı öğrencilerin yararını en üst düzeye çıkaracaktır. Derse geç girmek, erken ayrılmak ders süresince zamanı iyi kullanmamak, kişisel işlerini eğitim-öğretim ortamında yapmak, derse hazırlıksız girmek, öğrenci çalışmalarına ve ödevlerine yeterince zaman ayırmamak, öğrencilerin soru sormalarını ve tekrarlar yapılmasını geçiştirmek, eğitsel değeri olmayan konuşmalarla zamanı tüketmek, öğretim zamanının etkili kullanılmadığının göstergeleri sayılabilir.
Öğretmenlik Mesleki Etik Kodları
Öğretmenlik mesleğinin temel etik kodları Amerika Birleşik Devletlerinde çeşitli öğretmen dernekleri, sendikalar, Eyalet Eğitim Bölümleri tarafından ele alınmış ve yazılı olarak belirlenmiştir. Bu etik ilkeler incelendiğinde özünde her birinin aynı temel etik değerlere dayalı olarak geliştirildiği görülür. Aşağıda Minnesota Öğretmen Hakları Konseyi tarafından 1996 yılında oluşturulan ve 1997 yılında Michael D.Huberty tarafından yeniden gözden geçirilen Minnesota Öğretmenlik mesleği etik kodları verilmiştir.
Öğretmen, profesyonel eğitim hizmetlerini öğrenciler arasında ayrım yapmaksızın yerine getirecektir.
1.      Öğretmen, bütün öğrencilerini sağlık ve güvenliklerine gelebilecek zararlardan korumak için gereken çabayı gösterecektir.
2.      Federal ve eyalet yasalarına göre öğretmen, mesleki açıdan ya da yasalarca gerekmedikçe başkalarına ait gizli bilgileri açıklayamaz.
3.      Öğretmen, öğrenmeyi gerçekleştirecek bir atmosferin sağlanması için gerekli olan makul bir otorite kullanarak disiplini sağlayacaktır.
4.      Öğretmen, öğrenciler, aileler ve meslektaşları ile olan mesleki ilişkilerini kullanarak özel çıkarlar sağlayamaz.
5.      Öğretmen kasıtlı olarak çeşitli konuları çarpıtmayacak ve baskı altına almaya çalışmayacaktır.
6.      Öğretmen, kendisinin ya da başka öğretmenlerin nitelikleri ile ilgili gerçekleri ya da kayıtları bilerek tahrip edemez ve yanlış yorumlanmasına neden olacak eylemlerde bulunamaz.
7.      Öğretmen, öğrencileri ya da iş arkadaşları hakkında kasıtlı olarak yanlış ve kötü niyetli açıklamalarda bulunamaz.
8.      Öğretmen, yalnızca gerekli koşulları taşıdığı ve onaylanmış lisanslarına sahip olduğu iş pozisyonlarına başvuruda bulunacaktır.
Texas Eğitim Bölümü tarafından da öğretmenlerin etik ilkeleri ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Aşağıda bu ilkeler yer almıştır:
Profesyonel sorumluluk: Eğitimciler, her öğrencinin potansiyelinin geliştirmesini sağlayacak bir atmosferin yaratılması için çaba gösterecektirler. Eğitimciler, öğrencilerine, meslektaşlarına, ailelere ve topluma karşı davranışlarında çalışma standartlarına ve etik ilkelere uygun davranacaklardır. Mesleki ilkeler, mesleğin eksiksiz yerine getirilmesini sağlamayı amaçlamakta ve ilkelere ilişkin yorumlar “Mesleki Uygulama Komisyonu” tarafından yapılmaktadır.
Eğitimciler, ilişkilerinde ve davranışlarında mesleki bağlılık ve standartların korunmasında dikkatli davranacaklardır.
A-Mesleki etik davranışlar: Eğitimciler, dürüstlük konusunda örnek olarak, kişisel niteliklerini sergileyerek, yasalara uyarak ve saygı göstererek mesleğin saygınlığını korumaya gayret göstereceklerdir.
1.      Eğitimciler okul bölgesinin veya eğitim kurumlarının resmi politikalarını kasıtlı olarak yanlış yorumlayamazlar ve bu politikalara kişisel tutum ve kanılarını karıştıramazlar.
2.      Eğitimciler, bütün mali kaynakları dürüstlükle kullanacaklar ve finansman işlerinde doğruluk içinde davranacaklardır.
3.      Eğitimciler, kurumsal ve mesleki imtiyazlarını kişisel ve partizan amaçlarla çıkar sağlamak amacı ile kullanamazlar.
4.      Eğitimciler, mesleki kararlarını bozacak ya da etkileyecek bahşiş, hediye veya ayrıcalıkları kabul edemezler.
5.      Eğitimciler, hiç kimseye kendilerine bir avantaj sağlayacak herhangi bir hizmet ya da ayrıcalık sunamazlar.
6.      Eğitimciler kayıtlar üzerinde değişiklik yapamazlar ya da başkalarını bu tür davranışlara yöneltemezler.
B- Mesleki Uygulama ve Performans: Eğitimciler, yasa veya düzenlemelere göre mesleki anlamda yeterli bulunduktan sonra, öğretmenlik mesleğinin uygulamalarını ve mesleki performanslarını yerine getirme sorumluluğunu da üstlenerek, yeterliklerini sürekli geliştirmeye çaba göstereceklerdir.
1.      Eğitimciler bir görev ya da pozisyona mesleki profesyonellik temeline göre başvuracaklar, kabul edilecekler ve atanacaklar ayrıca yasal sözleşmeleri ya da atamalarındaki maddelere bağlı kalacaklardır.
2.      Eğitimciler, atandıkları görevi yerine getirecek toplumsal sağduyu, bedensel dayanıklılık ve zihinsel sağlığa sahip olmalıdırlar.
3.      Eğitimciler, öğrenme ile ilgili amaçları gerçekleştirebilmek için öğretim yapacaklardır.
4.      Eğitimciler mesleki açıdan sürekli kendilerini geliştireceklerdir.
5.      Eğitimciler yürürlükte olan federal ve eyalet yasalarına, Texas Eğitim Bölümü düzenlemelerine, yerel okul bölgelerinin yazılı politikalarına uygun davranacaklardır.
C-Meslektaşlara karşı etik davranışlar: Eğitimciler, meslektaşları ile olan ilişkilerinde etik açıdan örnek olacaklar, bütün meslek üyelerine eşit ve adil davranacaklardır.
1.      Eğitimciler, meslektaşları ile ilgili gizli bilgileri yasal olarak ya da mesleki amaçlarla gerekli olmadıkça açıklayamazlar.
2.      Eğitimciler, iş arkadaşları ve okul sistemi hakkında kasıtlı olarak çarpıtılmış açıklamalar yapamazlar.
3.      Eğitimciler, yerel okul kurullarının politika ve yasal statülerine uygun olarak gerçekleşen işten çıkarma, değerlendirme ve işe alma süreçlerini yerine getirmek zorundadırlar.
4.      Eğitimciler, iş arkadaşlarının politik ve yurttaşlık hakları ile ilgili uygulamalara ve sorumluluklarına karışamazlar.
5.      Eğitimciler iş arkadaşları arasında ırk, renk, ulusal ve etnik köken, yaş, cinsiyet, engellilik durumu ya da medeni durumuna göre ayrımcılık, taciz ve baskı yapamazlar.
6.      Eğitimciler, kasıtlı olarak meslektaşlarının mesleki hak ve ayrıcalıklarını kullanmalarını engelleyemez ya da reddedemez.
7.      Eğitimciler, meslektaşlarının mesleki kararlarını etkilemek için özel davranışlarda bulunamazlar ve zorlayıcı araçlar kullanamazlar.
8.      Eğitimciler mesleki bir hak olarak öğretimde akademik özgürlüğe sahiptirler ve hiçbir eğitimci federal veya eyalet yasalarının dışında bu hakkın kullanımına müdahale edemez.
D-Öğrencilere karşı etik davranışlar: Toplumun gözünde güven duyulanlar olarak eğitimciler, her öğrencinin etkili bir yurttaş olma potansiyelini gerçekleştirmeleri sürecini ölçebilmelidirler.
1.      Eğitimciler her öğrenci ile saygılı, düşünceli ve adil bir yaklaşım içinde ilgilenecekler ve disiplin sorunlarına okul kurulu politikaları ve yasalara uygun çözümler arayacaklardır.
2.      Eğitimciler kasıtlı olarak öğrencilerin aleyhine davranışlarda bulunamazlar.
3.      Yasal ve mesleki gereklilikler nedeniyle açıklama zorunluluğu olmadıkça eğitimciler, öğrencilere ilişkin gizli bilgileri açıklayamazlar.
4.      Eğitimciler, öğrencileri bedensel ve zihinsel sağlığına ya da güvenliğine zarar veren öğrenme koşullarından korunmasına gerekli çabayı göstereceklerdir.
5.      Eğitimciler gerçekleri çarpıtmadan sunmaya çaba göstereceklerdir.
6.      Eğitimciler öğrencilerin bir programa katılmasını adaletsiz bir biçimde engelleyemezler, öğrencinin bazı burs ve diğer kaynaklardan ya da avantajlardan yararlanmalarını ırk, renk, cinsiyet, engellilik, ulusal köken ya da medeni durumu yüzünden engelleyemezler.
7.      Eğitimciler makul bir neden olmadıkça, öğretim sürecinde öğrencinin bağımsız eylemlerini kısıtlayamaz ve öğrencilerin farklı bakış açılarını reddedemezler.
E- Aile ve topluma karşı etik davranışlar: Eğitimciler, toplumdaki yurttaşlık görevlerini yerine getirirken, aileler ve toplumun okullarını geliştirmeye katkıda bulunan diğer kişilerle işbirliği yaparlar.
1.      Eğitimciler, öğrencinin yararına olacak konularda ailelerle işbirliği yapmak ve bilgi almak için gerekli çabayı gösterirler.
2.      Eğitimciler, toplum kültürünü ve okuldaki öğrencilerin ev ortamını tanımak ve anlamak için çaba gösterirler.
3.      Eğitimcilerin, okul-halk ilişkilerinde olumlu bir rol oynayacakları açıktır.
TÜRKİYE’DE DURUM
Türkiye’de öğretmenlerin meslek etiği ilkelerine ilişkin olarak yapılmış iki önemli araştırmanın bulgularından söz etmek yararlı olacaktır. Bu araştırmalardan ilki, Kayseri’deki altı ilköğretim okulunda görev yapan 150 öğretmene uygulanan bir araçla gerçekleştirilen ve öğretmenlerin etik ya da etik dışı bulduğu davranışları ortaya koyan, “Educators’Beliefs Abouth Ethical Dilemmas in Teaching: A Research Study Among Elementary School Teachers in Turkey” başlıklı araştırmadır.
Araştırma bulgularına göre öğretmenlerin %90’nından fazlası aşağıdaki davranışları etik dışı bulduklarını belirtmişlerdir.
(http://www.aabsorg/journal1999/f18Aksoy.html):
1.      Öğrenciler arasında etnik ya da dini ayrımcılık yapmak
2.      Diğer öğretmenler hakkında sınıfta olumsuz açıklamalarda bulunmak
3.      Bir öğrenci hakkındaki gizli bilgileri ve sorunları sınıf arkadaşlarına açıklamak
4.      Sınıf önünde öğrenciyi aşağılamak
5.      Öğrenciler arasında ekonomik düzeyi bakımından ayrımcılık yapmak
6.      Öğrencileri kendileri yokken aşağılamak
7.      Geç kalmak veya erken ayrılmak suretiyle öğretim zamanını kesintiye uğratmak
8.      Özel işlerini derste yapmak
Araştırmaya katılan öğretmenler, %83 ile % 88 arasında değişen bir oranda aşağıdaki ifadelerin etik dışı olduğunu belirtmişlerdir:
1.      Kişisel kazanç elde etmek için öğrencilere kitap vb. materyalleri satmak
2.      Diğer öğretmenlere ait gizli bilgileri öğrencilere anlatmak
3.      Sınıfında bulunan akraba ya da arkadaşlarının çocuklarına özel ilgi göstermek
4.      Öğrencilerin pahalı hediyelerini kabul etmek
5.      Öğrencilerin özel bilgi ya da sorunlarını diğer öğretmenlere anlatmak
Araştırmaya katılan öğretmenler, %70 ile % 76 arasında değişen bir oranda aşağıdaki ifadelerin etik dışı olduğunu belirtmişlerdir:
Öğrencilere fiziksel ceza vermek
1.      Kopya çekme girişimlerini görmezden gelmek
2.      Sınıfta kendi politik görüşlerini açıklamak
3.      Belli ırk veya dinlerin üstünlüğünü öğretmek
4.      Başarısız öğrencilere daha az ilgi göstermek
Araştırmaya katılan öğretmenler, %34 ile % 66 arasında değişen bir oranda aşağıdaki ifadelerin etik dışı olduğunu belirtmişlerdir :
Belli ırk ve dinlerin önemsiz olduğunu öğretmek
1.      Sınıfa öğretim için yeterince hazırlık yapmadan gelmek
2.      Öğrencilerin soru sormalarına ya da ders sırasında tekrar istemelerine izin vermemek
3.      Kendi öğrencisine okul dışında para ile ders vermek
4.      Daha başarılı öğrencilere daha fazla ilgi göstermek
5.      Öğrencilerden pahalı olmayan hediye kabul etmek
Öğretmenlik meslek etiği ile ilgili olarak yapılan ikinci araştırma “Öğretmenlerin Etik Davranışları” başlığını taşıyan araştırmadır. Bu araştırmada öğretmenlerin etik davranışlarının saptanması ve öğretmenler arasında bu davranışların gösterilme oranının belirlenmesi amacıyla farklı gruplardan oluşan 545 kişiye anket uygulanmıştır.
Bir araştırmada öğretmenlerin nadiren gözlenmekte olan etik dışı davranışlarının, “öğrencisi ile cinsel yakınlık kurma”, “okula içkili gitme”, “okula ait parayı kişisel amaçla kullanma”, “öğrencilerin sırlarını başkalarına anlatma”, “öğrencilerin önünde meslektaşlarını küçük düşürme”, “yönetmeliklere aykırı davranma”, “öğrencilere ve velilere bir şeyler satma”, “kavga etme”, “veli olanaklarını kişisel amaçlar için kullanma”, “yalan söyleme”, “okul malzemelerini kişisel amaçlar için kullanma” ve “küfürlü konuşma” olduğu ortaya çıkmıştır.
Yine aynı araştırmada öğretmenlerin “bazen gözlenmekte olan” etik dışı davranışları ise, “öğrencilerle laubali ilişkiler kurma”, “derste ideolojik görüşünü yansıtma”, “öğrencilerle ilişkilerinde ayrımcılık yapma”, “kararlarında tutarsız davranma”, “hasta olmadığı halde rapor alma”, “ders süresini özel işlere kullanma”, “güvenilmez davranışlar sergileme”, “öğrenci değerlendirmede yanlı davranma”, “öğrencilere fiziksel ceza verme”, “mesleğini sevmediğini gösteren davranışlar sergileme”, “öğrenciye sevgisiz saygısız davranma”, öğrenci ya da veliden hediye kabul etme”, “öğrencilere fiziksel olmayan ceza verme”, “öğrencisine özel ders verme”, “işinde özensiz olma”, “kahvehaneye gitme”, meslektaşları ile illgili dedikodu yapma”, “öğretime ilişkin sorunları başkasına yıkma”, “öğrenciye baskıcı davranma”, öğrencinin göreceği yerde sigara içme” ve “kendisini sadece dersten sorumlu tutma” olarak sıralanmıştır.
 
EĞİTİM YÖNETİCİLERİ VE ETİK
Eğitim yönetimi, yönetim biliminin bir alt alanıdır. Eğitim yönetimi, toplumun eğitim gereksinimini karşılamak üzere kurulan eğitim örgütünü önceden belirlenen amaçlarını gerçekleştirmek için etkili işletmek, geliştirmek ve yenileştirmek sürecidir.
Eğitim yönetimi, oldukça geniş bir alanı kapsamaktadır. Eğitim sisteminin merkez ve yerel düzeylerdeki örgütlerinin yönetimi, okulların yönetimi, eğitim hizmetlerini sunan birimlerin yönetimi v.b. düzeylerde eğitim yönetimi etkinlikleri gerçekleştirilmektedir.
Eğitim yönetimi ve bunun bir alt alanı olan okul yönetimi, devletin eğitim politikalarını ve yetkili organların bu politikalar doğrultusunda saptadığı genel ve özel eğitim amaçlarını gerçekleştirmekle yükümlüdür. Eğitim yöneticilerinin, görevlerini yerine getirirken, yasa ve politikalar kadar mesleki etik ilkelerine de uygun davranmaları beklenir.
Bir Meslek Olarak Eğitim Yöneticiliği
Eğitim yöneticiliği, eğitim alanındaki öğretmenlik, psikolojik danışmanlık, deneticilik gibi meslek alanlarına benzer şekilde özel uzmanlık bilgi ve becerilerini gerektirmektedir. Eğitim yöneticiliği kendi içinde de alt alanlara ayrılmaktadır. Bu alanların başında okul müdürlüğü, il veya ilçe eğitim müdürlüğü ya da diğer alanlar gelmektedir.
Okul müdürlüğü bir meslek midir? Bazı görüşler okul yöneticiliğini bir meslek olarak kabul etmezler. Buna gerekçe olarak da okul müdürlerinin ücret ve çalışma koşullarını belirleme yetkilerinin olmamasını gösterirler. Ancak bu durum, okul müdürlüğünün meslek olmadığını gerekçelendirmekte yeterli değildir. Okul müdürlü aşağıdaki gerekçeler nedeniyle bir meslek sayılmaktadır:
1.      Okul yöneticiliği belli bir uzmanlık bilgisini gerektirmektedir
2.      Okul müdürlüğü hizmetini herkes yerine getiremez,
3.      Hizmet öncesinde bir yükseköğrenim görmüş olmak gereklidir,
4.      Okul müdürlerinin belli lisans ve sertifikaları kazanmış olmaları gerekir,
5.      Okul müdürlüğüne girişte belli sınavlardan geçmiş olmak gereklidir,
6.      Okul müdürleri etkili ve yeterli bir hizmet için yaşam boyunca eğitimlerini sürdürürler,
7.      Okul yönetimi alanında pek çok araştırma yapılmaktadır ve okul müdürleri bu araştırma sonuçlarından uygulamalarında yararlanarak sorunları bilimsel bir yaklaşımla ele almaktadırlar,
8.      Uygulamada etkililiği sağlayacak pek çok standartlar belirlenmiştir ve okul müdürleri bu standartlara göre davranmak zorundadırlar.
Bir mesleğin üç anahtar özelliği vardır. Birincisi, meslek elamanları kararlarını genel ilkelere göre verirler. İkinci olarak, profesyonel kişiler bu konumlarını kayırma ile değil performansları ile elde ederler. Son olarak, profesyonel alanlar mesleki performansın ölçülmesini sağlayacak temel standartlara sahiptir. Yukarıdaki ölçütler Ülkemiz için ele alınacak olursa, atamalardaki tutarsızlıklar halen devam etse de Türkiye’de 23.09.1998 tarih ve 23172 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Milli Eğitim Bakanlığı’na Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmelik”, Eğitim yöneticilerinin seçme sınavına tabi tutularak hizmet içinde yetiştirilmesi esasını getirmiştir. Bu yönetmelik, %30 Türkçe-Kompozisyon, % 20 Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürk’çülük, % 50 kamu yönetimi ile ilgili mevzuat, Milli Eğitim mevzuatı, eğitim yönetimi ve eğitim sistemi ile ilgili temel bilgileri kapsayan soruların sorulduğu seçme sınavını ve bu sınavdan en az 70 alanların katılacakları 120 saatlik hizmet içi eğitim sonucunda yapılacak değerlendirme sınavından sonra aldıkları puanlara, genel ve özel şartlara göre müdür adaylarının eğitim kurumlarına atanmalarını öngörmektedir.
Bu uygulama ile Türkiye’de eğitim yöneticiliğinin bir meslek olarak Milli Eğitim Bakanlığı tarafından resmen tanındığını söylemek yanlış olmayacaktır. Böylece ülkemizde eğitim yöneticilerinin:
a)      Mesleğe girişleri standart sınavlara bağlanmış
b)      Atamalarının kayırma ile değil yeterliliğe dayandırılması amaçlanmış,
c)      Mesleki yeterliğin hizmet öncesinde, yetersiz de olsa belli bir eğitimden ve sınavdan geçerek belgelendirilmesi gerçekleştirilmiştir.
1965 yılında kurulan Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi (Şu anda Eğitim Bilimleri Fakültesi) Türkiye’de eğitim yöneticilerinin lisans ve lisansüstü yetişme koşullarını sağlamış ilk kurumdur. Ardından diğer üniversiteler de bölüm düzeyinde Eğitim Yöneticilerinin hizmet öncesi yetişmelerine katkı sağlamışlardır. Bu gelişmeler ülkemizde eğitim yöneticiliğinin bir meslek olmasında temel koşullardan biri olan” hizmet öncesi sistemli bir eğitim” gerekliliğini de karşılamıştır.
Özellikle konumuz açısından ele aldığımızda “okul yöneticiliği”, günümüzün değişen koşulları içinde gerçek bir liderlik becerisini gerekli kılmakta ve bilimsel bulguların alana uygulanmasını geerktirmektedir. Ülkemiz üniversitelerinde bu alanda yapılan araştırmalar, okul yöneticilerinin okullarındaki sorunları bilimsel bir yaklaşımla ele almalarını da olanaklı kılmakta ve okul yöneticiliğinin meslekleşme sürecine ciddi katkılarda bulunmaktadır. Bu biçimde okul yönetiminin bilimsel ve özgün yöntemleri de ortaya çıkmaya başlamıştır.
Genelde eğitim yöneticiliğinin, özelde ise okul müdürlüğünün bir meslek olarak kabul edilmesi, her meslekte olduğu gibi etik değer ve ilkelerinin de tartışılmasını gerekli kılmaktadır.
Eğitim yönetiminde etik ilkeler, yönetici ve öğretmenlerin davranışları ile yansımaktadır. Eğitim yöneticisi başlangıçta atama ile geldiğinden, resmi yetkisinden güç alan bir üst konumundadır. Ancak, diğer işgörenler, öğrenciler, veliler ve diğer gruplar tarafından benimsendiğinde lider konumuna gelebilir. Eğitim yöneticilerinin liderlik rolünü kazanabilmelerinde sahip oldukları etik değerlerin büyük rolü vardır.
Eğitim kurumları, insan merkezli ve hizmet üretilen kurumlardır. İnsan ve hizmetin ağırlıklı olduğu bu kurumların yönetiminde iyi, uygun, tutarlı kararlara varılabilmesi, eğitim yöneticisinin yönetime ilişkin bilgi ve beceriler kadar, insanlar hakkındaki görüş ve beklentileri ile sahip olduğu iyi, doğru ve güzel anlayışı ile de ilgilidir. Eğitim yöneticisinin felsefesi, iyi, doğru ve gerçek hakkındaki algıları, seçenekler arasından önceliklere uygun seçimler yapmasını etkileyecektir.
Yöneticinin sağlam bir değer sistemi olması, herşeyden önce güçlü bir mesleksel yetişme gerektirir. Çünkü bireylerin kötü eğilimlerini engelleyecek ve düzeltecek en güvenilir araç, eğitimdir. Yöneticinin karar süreci bir değer sistemine dayanırsa, kararlarında dış etkiler altında kalmadan etik sonuçlara ulaşmasını sağlar.
Okul Yönetiminde Etik Değerler
Eğitim yöneticisi, eğitim sistemi içinde çok önemli bir birimi temsil etmektedir. Eğitim yöneticisinin liderlik biçimi ve her gün yüzyüze geldiği durumlarda gösterdiği mesleki ve ahlaki davranışlarında, sahip olduğu etik değerlerin yansımaları görülür. Günlük kararlarda bilinçaltında yer alan ahlaki eğilimler davranışları etkilemektedir. Öğretmenlerin ve diğer işgörenlerin gönülgücünü (moral) düşüren en önemli etkenlerden biri, yöneticilerinin dürüstlüğü ve tarafsızlığından kuşku duyulmasıdır. Dürüstlükten sapmalar, kısa sürede alt düzeydeki yöneticilerin de ahlaki bozulmaya uğramalarına ve örgüte yolsuzluğun girmesine neden olmaktadır. İşe yeni başlayan yöneticilere verilen en önemli öğüt, dürüstlüklerini korumak için kendi etik ilkelerini geliştirmeleri ve davranışlarında bu ilkeleri bir yol gösterici olarak kullanmalarıdır. Etik ilkeler, yöneticilerin tartışmaya açık eylem ve kararlardan uzak durmalarını, doğru olmayan ancak çekici gelen yaklaşımlardan kaçınmalarını sağlar. İş arkadaşlarının ve astların, yöneticinin etik değerlerini kabul etmesi, yöneticiyi eylem ve işlemlerinde dürüstlüğünün tartışılması ve bazı imalardan korur.
Yönetimde etik değerler konusu, Amerikan Okul Yöneticileri Derneği (AASA), Okul İşletme Görevlileri Derneği (ASBO) ve diğer okul müdürü örgütlerince çok önemli bir konu olarak kabul edilmiş ve etik davranış ilkeleri geliştirilmiştir. Bu ilkeler geniş bir kabul görmekle birlikte, bireylerin karşılaştıkları özel durumlarda neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar verebilecekleri ve davranışlarına yön verecek ilkelerin geliştirilmesi gerekmektedir. Yasalara uygun davranmak ya da izlemek; okul siyasalarına uyum etik ilkelere uygun davranış için yeterli değildir.
Okul yöneticisinin eylemleri, demokratik bir toplumun değerleri ile bütünleşmeli ve evrensel etik ilkeler tarafından yönlendirilmelidir. Etik ilkeler, toplumun bütün üyelerine saygılı olmayı, farklı kültürlere ve düşüncelere karşı hoşgörüyü, kişilerin eşitliğinin kabul edilmesini ve kaynakların adil olarak dağıtılmasını içerir:
a) Bütün toplum üyelerine saygı: Okul yöneticisi, bütün bireylerin ve okulda bulunan tüm üyelerin aynı değerde olduğunu kabul etmeli ve okul toplumunun tüm bireylerine saygılı davranmalıdır.
b) Farklı kültür ve düşüncelere hoşgörü: Bu günün okul yöneticileri, çoğulcu demokratik toplumun özgür bireylerinden oluşan bir okulu yönetmekle yükümlüdürler. Okullar, farklı kültür ve düşünce sistemlerini benimseyen, farklı sosyo-ekonomik düzeylerde bireylerden oluşmaktadır. Bu farklı gruplar, eğitimin nasıl olması gerektiği, eğitimin içeriğinin nasıl olması gerektiği ve eğitimin ne gibi sonuçlar doğurması gerektiği konusunda farklı beklenti ve düşüncelere sahiptirler. Okul yöneticisi, bu farklılıklara karşı hoşgörülü olmak, çok boyutlu yaklaşım ve tutumlara sahip olmakla yükümlüdür.
c) Bireylerin eşitliği: Bütün bireyler okulda sunulan eğitim olanaklarından eşit olarak yararlanma, başarılı olmak için eşit fırsatlardan eşit olarak yararlanmak, eşit davranış görme hakkına sahiptirler.
d) Kaynakların eşit dağıtımı: Okul yöneticisi, okulun kaynaklarını öğretmenler arasında adil olarak dağıtmalı ve öğrenciler için en üst düzeyde yarar sağlayacak şekilde kullanmalıdır. Okul yöneticisi, okul kaynaklarının kullanımında en adil ve en etkili yolları kararlaştırmakla yükümlüdür.
Eğitim yöneticisi, aşağıda belirtilen ilkelere uygun davranarak, etik dışı davranışlardan kaçınabilir ve kendisine başkalarının güveninin sarsılmasını önleyebilir:
1. Eğitim felsefesine uygun bir vizyon geliştirilmesi: Eğitim felsefesine uygun bir vizyon geliştirmemiş bir eğitim yöneticisi, muhtemelen insan ilişkileri ve karar sürecinde tutarsızlık yaşayacaktır. Bu tür bir vizyon, kişisel ve politik çıkarların denetimini sağlayacak eylemlerin belirlenmesini sağlar. Eğitim yöneticileri, geliştirdikleri vizyonu gerekçelendirmelidirler. Bu gerekçelendirme duygularla değil, sınanmış ilkelerle yapılmalıdır.
2. Güçlü bir etik liderlik uygulanması: Bir eğitim yöneticisi, okuldaki etik havanın kurulmasında en temel belirleyicidir. Etik hava, yalnızca bir ilkeler dizisi ya da yasalarla değil, eylemlerin sorumlulukla örüldüğü, dikkatli bir tutumla sağlanabilir. Eğitim yöneticisinin aldığı tüm kararlar, okulun etik havasını oluşturur. Eğer eğitim yöneticisi, okulda niteliksiz bir öğretim yapılmasına göz yumuyorsa, bu durum, toplumun ve öğrencilerin aldatıldığı bir havanın kabul edildiği anlamına gelir. Eğer eğitim yöneticisi öğrencilerin devamsızlığına göz yumarsa, okulun havası “okul önemli değildir” mesajını verir.
Eğitim yöneticisi şu soruları kendine sormalı ve yanıtlamalıdır. Bu okul niçin var? Okulda başarmak istediğimiz şey nedir? Okulun öğrencilere ve topluma karşı yükümlülükleri nelerdir? Okul toplumunda öğretmenlerin ve öğrencilerin davranışları neden önemlidir? Bu soruların yanıtları, okulun havasının belirlenmesinde önemli bir yer tutmaktadır.
3. Ayrımcılığın ortadan kaldırılması: Ayrımcılık gizli biçimlerde ortaya çıkar. Öğretmenler odasında belli bir gruba ait öğrencilerin aşağılandığı sözlerin hoşgörülmesi; rehberlik biriminin düşük sosyo- ekonomik kökenli öğrencileri üniversite yerine mesleki eğitime yönlendirmesi; sınıftaki aykırı davranışların hoşgörülmesi ayrımcılığın bazı örnekleridir. Eğitim yöneticisi ayrımcılığı hoşgöremez. Eğitim yöneticileri ayrımcılığı bir etik ve eğitim sorunu olarak ele almalıdırlar.
4. Etkili öğretimin bir ödev olarak görülmesi: Okulda öğretimin zayıf olması, iyi öğretmenlere, öğrencilere ve topluma zarar verir. Öğretimde zayıf öğretmenler, öğrencilere zengin bilgilerin ve sağlıklı bir öğrenme ortamının sağlanmasını engeller. Öğretmenin başarısızlığı, öğrenciyi yaşamboyu olumsuz yönde etkiler.
Eğitim yöneticisi, toplumun, öğretmenin ve öğrencinin hakları arasında sağlıklı bir denge kurmalıdır. Öğrenciler, öğretmeni değiştirme gücüne sahip değildirler. Bu nedenle zayıf öğretmenlerin geliştirilmesi ve başarılı hale getirilmesi için teşvik edilmeleri okul yöneticilerine bağlıdır.
5.Toplumla ilişkilerin geliştirilmesi: Okulla ilişkili birçok kişi, kendisini okulun bir parçası olarak hissetmez. Okullar, ilgili grupların bu örgütlerin bir parçası haline gelmelerinde başarısız kalmaktadırlar. Bu durumda, ilgili gruplar, okulla işbirliği ve eşgüdüm içinde çalışmak yerine, okula karşı ve okulla çatışmalı bir hale gelmektedirler.
Etkili okul yöneticileri, okulla toplum arasında iyi bir ilişki ve etkileşim kurarlar. Okul sıcak ve çekici bir yer haline gelirse, öğrenci, öğretmen ve veliler bu kurum tarafından istendiklerini hissederler. Okul toplumu, üyelerinin varlığını tanır ve saygı duyarsa, ayrımcılık, istismar ve saygısızlık ortadan kalkar. Paylaşılan amaçlara ve değerlere dayalı bir okul toplumu yaratma çabası, etkili bir eğitim yöneticisinin birincil amacı olmalıdır.
6. Bütün grupların hakları arasında denge kurulması: Okul toplumu içindeki farklı grupların haklarının dengelenmesi güç bir iştir. Okul yöneticisi, faydacı bir yaklaşımla okuldaki çoğunluk grubun hakları üzerinde odaklaşmak gibi kolay bir yol seçebilir. Ancak, azınlık gruplar haklarını kullanmaktan yoksun bırakılamaz.
7. Herkes tarafından istenen karar, her zaman doğru karar değildir: Eğitim yöneticilerinin, herkes tarafından istenen, beklenen kararlar ile doğru kararları birbirinden ayırması gerekir. Doğru ve istenen kararlar birleştiğinde, etik sorunlar ortaya çıkmaz. Ancak, bazen bireylerce istenen kararlar ile doğru kararlar birbiri ile bağdaşmaz. Akıllı eğitim yöneticileri, sorunları bütün yönleri ile ele alırlar ve etik sorunları gözönünde tutarlar.
8. Kararlarda belirleyici olarak, okulun üyeleri için doğru olanı almak:Kararlarında belirleyici olarak yalnızca örgüt için iyi olanları alan eğitim yöneticileri, örgütlerin üyelerinin gereksinimlerini karşılamak zorunda olduklarını unuturlar. Böylece okullar, ailelerin yakınmalarını görmezlikten gelir, öğrencilerin gereksinimlerini gözönüne almaz, işgörenler sadece belli işleri yapan bireyler olarak görülür.
Etkili okul yöneticisinin birincil amacı, hizmet etmektir. Hizmetin amacı: Üyelerimize nasıl yardımcı olabiliriz? Üyelerimize yardım yollarını nasıl geliştirebiliriz? sorularının yanıtlarını aramak olmalıdır. Hizmete bağlılık, okul yöneticisinin okulu, üyeleri ve programları sürekli değerlendirmesini gerektirir.
9. Etik konularda cesaretin, eğitim yöneticisinin rollerinin ayrılmaz bir parçası haline getirilmesi:Etik davranış, etik cesaret olmaksızın olanaksızdır. Eğitim yöneticisi davranışının etik olduğunu iddia edebilir, ancak, kızgın bir veli ile, üst düzey yöneticiler ile, öğretmenlerle, ya da bir baskı grubu temsilcisi ile karşı karşıya kaldığında etik cesaretini kaybederse, davranışını savunamaz. Eğitim yöneticisi, etik ilkelerin ihlali konusunda baskı gördüğünde “hayır” diyebilecek etik cesarete sahip olmalıdır.
10. Etik davranış, doğruluk ve ahlaki eylemlerin bütünleşmesi:Eğitim yöneticisi etik değerleri astları ile paylaşmıyorsa, okulda etik bir hava yaratılamaz. Eğitim yöneticisi, toplumun değerlerine dayalı bir etik ilkeler dizisi geliştirmeli ve bunu diğer işgörenler ile paylaşmalıdır. Eğitim yöneticisinin etik bakımdan da liderlik yapması gerekir. Etik liderlik, okulun kaynaklarının doğru kullanımı, bireylere adil davranmak, öğretmenlerin etkili bir öğrenme ortamı sunmaları, programların toplumsal gereksinimleri karşılaması, öğrenci başarısı ve kendini gerçekleştirmelerinin sağlanması, ailelerin okula katılımı ve öğrenme sürecinde işbirliğinin sağlanması ile yakından ilgilidir.
Okul Müdürlerinin Etik Kodları
Okul müdürlerinin davranış kalitesini artırmak için Amerikan Ulusal Ortaokul Müdürleri Derneği ve Ulusal İlkokul Müdürleri Derneği gibi mesleki örgütler de kendi üyeleri için etik ölçütler geliştirmiş ve bu ilkelerin uygulanmasını onaylamışlardır. 1966’da Amerikan Okul Yöneticileri Derneği Etik Komitesi okul müdürleri için bazı etik ölçütler geliştirmiş ve bu ilkelere uyulması konusunda gerekli önlemlerin alınmasını sağlamıştır. Belirlenen etik ilkelerden bazıları şunlardır: mesleki onur ve saygınlığın korunması; yerel, eyalet ve federal yasalara uyulması; herkesin eğitim hakkını kullanabilmesi için katkıda bulunulması; yapılacak anlaşma ve sözleşmelerde yasallık ve saygınlığa uyulması; okul yönetim kurulu ve eyaletçe belirlenen siyasaların uygulanması; kamuoyunun güveninin kazanılması; görevin yetki ve sorumluluklarını yerine getirirken önerilen kişisel ve mesleki kazançların reddedilmesi; halka doğru ve dürüst bilgi verilmesi.
Okul yönetiminde etik dışı davranışlar birkaç şekilde ortaya çıkabilir. Bunlardan Irk ayrımı, dinsel önyargılar, öğrenci ve işgörenlere adil olmayan davranışlar, sözleşme ve anlaşmalara bağlı kalmamak, bedensel ve sözlü taciz gibi açıkça ortaya çıkan ihlaller kolayca farkedilebilir. Ancak etik davranışın gizli ihlalleri, yöneticiye dalkavukluk yapan arkadaş ya da bazı işgörenlere yanlı davranma gibi kayırmalar şeklinde görülebilir. Eşin ya da akrabaların işe alınması, okulla iş yapan işadamları ya da örgütlerden hediye kabul edilmesi ya da başka çıkarlar sağlanması; çocuklarına özel ilgi gösterilmesini isteyen ailelerin tatillerde veya özel günlerde vermek istedikleri hediyelerin kabul edilmesi de etik dışı davranışlara örnek verilebilir. Tembel bir okul yöneticisi, okulun parasını zimmetine geçiren biri kadar etik dışı davranmış olur. Okulların niteliğinin artırılmasında ve liderliğin başarılı bir şekilde uygulanması için yüksek düzeyde etik değerlerin geliştirilmesi ve uygulanması vazgeçilmezdir.
Yöneticinin, örgütün iyiliği için politik kurnazlıklarla bir işgöreni diğerlerine karşı kullanması ya da başkalarına ders vermek veya olayların sorumluluğunu yüklemek için bazı işgörenlere tuzaklar kurması da etik dışı davranışlardır. Machiavelli’nin davranış kalıbını kullanarak, kendi kişisel ve mesleki başarısı için örgütsel siyasaları, insanları ve süreçleri değiştirebilir. Kendisini büyük ve güçlü göstermek için başkalarını harcamak, alt kademedeki yöneticileri küçük düşürmek veya mesleki kazançlar için aşırı yarışmacılık da etik davranış ilkelerine aykırıdır.
Amerika’da 1973’te Okul İşletme Görevlileri Derneği, Amerikan Personel Yöneticileri Derneği ve Ulusal Kadın Eğitim Yöneticileri Konseyi, yöneticiler için aşağıdaki etik ilkeleri kabul etmişlerdir.
Eğitim yöneticileri:
1.      Bütün karar ve eylemlerinde öğrencilerin iyiliğini temel değer olarak kabul ederler.
2.      Mesleki sorumluluklarını doğruluk ve dürüstlükle yerine getirirler.
3.      Bütün bireylerin yurttaşlık ve insan haklarını gerektiği gibi korur ve desteklerler.
4.      Bölge, eyalet ve ulusal yasalara uygun davranır ve doğrudan ya da dolaylı olarak devleti yıkıcı ve bozucu örgütlere katılmaz ve desteklemezler.
5.      Eğitim kurulunun eğitim siyasaları ile yönetsel kural ve düzenlemelerini uygularlar.
6.      Eğitim amaçları ile tutarlı olmayan yasa, siyasa ve düzenlemelerin düzeltilmesi için uygun önlemlerin alınmasının yollarını ararlar.
7.      Politik, toplumsal, ekonomik veya diğer tür kazançlar sağlamak için mesleki konumlarını kullanmaktan kaçınırlar.
8.      Yalnızca uygun kurumlardan alınmış akademik derece veya mesleki sertifikaları kabul ederler.
9.      Mesleki etkililiklerini artırmak için sürekli araştırma ve mesleki gelişme sağlamanın yollarını ararlar.
10. Bütün anlaşmalara, sona erinceye kadar ya da sona erdirilinceye kadar uygun davranırlar.
TÜRKİYE’DE OKUL YÖNETİMİNDE ETİK DEĞERLER
Ülkemiz eğitim yöneticilerinin de evrensel etik değerlere uygun bir yaklaşım sergilemelerini beklemek yanlış olmaz. Ülkelerin toplumsal kültürel ve etik değerleri elbette onların uygulamalarına da yansımaktadır. Ancak eğer bu uygulamalarda evrensel standartlara yaklaşmak esas olacak ise bu kavramlar doğrultusunda bir tartışmaya başlamak da uygun olacaktır.
Ülkemizde okul yönetimine ilişkin etik dışı sayılabilecek uygulamalardan bazıları aşağıda verilmiştir. Bu örnekler, okul yönetiminde etik tartışmaların da önemini ortaya sermektedir.
Okullarda sık sık karşılaşılan etik dışı olaylardan biri, ortaokul ya da lise dışardan bitirme sınavları ve usulsüz olarak verilen diplomalardır. Örneğin; Şırnak, Diyarbakır, İstanbul ve Ankara’da bulunan dört lisenin verdiği 606 diploma, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından usulsüz olarak verildikleri gerekçesiyle iptal edilmiştir. Yine diploma yolsuzluğu ile ilgili daha ilginç bir örnek olarak, Balıkesir’de bir bayan memurun önce lise, ardından ortaokul diploması aldığı ortaya çıkmıştır.
İstanbul’da bir okulun öğrenci kura çekiminde çift gözlü torba kullanarak, hakkında sahtecilik ve görevi suiistimal suçlaması ile dava açılan bir Noter Başkatibi hapis ve para cezalarına çarptırılmıştır.
Okullarda en tartışmalı olan konulardan biri de, kitap ve dergi satışlarıdır. Örneğin, İstanbul’da bazı okulların ders kitaplarının okulda satılması ve velilere kitap ve kırtasiye malzemelerini okuldan alma zorunluluğu getirdikleri iddia edilmiştir. Ayrıca okul kooperatiflerinin paravan olarak kullanıldığı ve öğrencilere KDV alınmadan satılan kitapların kayıt dışı ekonomiye katkıda bulunduğu da iddialar arasında yer almıştır.
Eğitimde tartışma yaratan ve kamuoyunun tepkisini çeken bir başka etik dışı uygulama da okullar arasındaki geçişlerdir. Örneğin üç Milletvekili, başka illerdeki düşük puanlı Anadolu liselerini kazanan çocuklarını torpille Ankara’ya naklettirmişlerdir. Nakil taleplerinin Anadolu Liseleri Nakil Yönetmeliğine aykırı bulunması üzerine, istifa tehdidinde bulundukları iddia edilen milletvekillerinin, çocukları Bakanın onayı ile Ankara’daki iki Anadolu Lisesine yerleştirilmişlerdir.
Okullarda son yıllarda yaşanmaya başlanan bir başka sorun da okulların uyuşturucu pazarlayıcılarının çekim merkezleri haline gelmiş olmalarıdır. Bir gazete haberinde, İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü’nün “ uyuşturucu riski altında bulunan “ 136 okulu yakın denetim altına aldığı ve izlediği belirtilmektedir. Özel olarak eğitilen narkotik uzmanları, belirlenen okullarda hergün simitçi, tezgahtar, komi gibi işler yaparak uyuşturucu satıcılarının öğrencilere ulaşmalarını engellemeye çalışmaktadırlar.
Okulda “dayak” da, etik dışı bir davranış olarak çok sık karşılaşılan bir sorundur. Örneğin, İstanbul’da bir lisede, bir öğrencinin derste hıçkırması sonucu arkadaşları gülüşmeye başlamışlar, öğretmen de kendisi ile alay edildiğini düşünerek öğrencisini yumruklamış ve burnunu kırmıştır.
 Son yıllarda devlet okullarında önlük uygulamasının kaldırılması ve tek tip kıyafet zorunluluğunun yaygınlaşmaya başlaması, bazı tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Kıyafet zorunluluğunun, yeni bir sektörün ortaya çıkması ve tekelleşmeye neden olduğu iddia edilmektedir. Örneğin, Tüketici Hakları Derneği Başkanı Ankara’da 3 firmanın 206 okulun kıyafetini satmayı tekeline aldığını belirtmiştir. Bir mağaza sahibi ise, birçok mağazanın okul müdürleriyle anlaşarak, çoğu zaman okul müdürlerine bazı avantajlar sağladıklarını iddia etmiştir. Ayrıca mağazaların okullarla kıyafet konusunda anlaşabilmek için okul-aile birliklerine bağış yaptıkları da belirtilmiştir. Okulla anlaşan mağazalarla başkalarının rekabet şansı olmaması da velilerin daha fazla harcama yapmalarına yol açmaktadır.
Model ve renklerin çeşitlenmesi ile okullarda kıyafet sorunu da çeşitlenmiştir. İstanbul’da bazı okullarda, pek az mağazada bulunan farklı renk ve kumaşlardan yapılmış tulum, pantolon etek, fular gibi kıyafetler zorunlu tutularak velilerin ciddi maddi sorunlar yaşamalarına neden olunmaktadır. İlköğretim Genel Müdürü’nün açıklamasına göre veliler bu kıyafetleri almaya zorlanamazlar, ancak uygulamaya bakıldığında bu zorlamanın dolaylı olarak yaşandığı görülmektedir.
Eğitim yönetiminde etik sorununu gündeme getiren bir başka konu da okul kayıtları ve okula alınan bağışlardır. Velilerin çocuklarını daha nitelikli olduğuna inandıkları okullara ve daha iyi eğitim verdiği kabul edilen öğretmenlere verebilmek için, okullara önemli miktarlarda bağışta bulundukları bilinmektedir. Parası olmadığı için bağışta bulunamayan velilerin ise torpile başvurdukları; politikacı, bürokrat, çevrenin zenginleri, gazeteci ve milletvekili gibi nüfuzu olan kimseleri bu iş için devreye soktukları belirtilmektedir. Bu bağışlar okul yönetimine, okulun tamir ve bakımı için gerekli kaynakları sağlarken, diğer yandan da fırsat eşitsizliği yaratılmaktadır.
 Okullardaki kaynak yetersizliği, okul yöneticilerini zaman zaman ilginç kararlar almaya ve uygulamaya itmektedir. Örneğin; Antalya’da bir lise yöneticisi okul tuvaletlerini paralı hale getirerek, okulun genel giderleri için kaynak yaratmayı amaçladığını belirtmiştir. Okul müdürü 1’er milyon maaşla tuttuğu 2 görevliyi kız ve erkek tuvaletlerininin önünde görevlendirmiş ve öğrencilerden 1.000’er Lira tuvalet parası alınmasını kararlaştırmıştır. Okul müdürü, herşeyin Devletten beklenmemesi gerektiğini belirterek, diğer okulların da bu projeyi örnek alıp uygulamaya koymalarını önermiştir. Ancak öğrenciler, verdikleri 2 bin 500 ve 5 bin Liralıkların üzerini alamadıklarından yakınarak “ öğretmenlerinki de bizimki gibi paralı olsun” sözleriyle tepkilerini dile getirmişlerdir.
Gaziantep’te bazı okullarda okul yönetiminin koyduğu kurallara aykırı davranan öğrencilere para cezası verildiği ortaya çıkmıştır. Okuldan okula değişen cezaların miktarları ise davranışın ağırlığı ile orantılı olarak artmaktadır. Ancak ortalama bir tarifeye göre, sınıfta konuşmak 50 bin, ödev yapmamak 75 bin, okula gelmemek öğrencinin 100 bin lira ceza ödemesini gerektirmektedir. Velilerin büyük tepki gösterdikleri bu uygulamanın gerekçesi, okul yönetimleri tarafından “ödenek yokluğu” olarak açıklanmıştır.
İstanbul’da bazı okul yöneticileri tarafından ÖSYM’den okulun gereksiniminden fazla sınav kılavuzu istendiği, kılavuzlar için 200 bin lira olan normal ücretinden daha fazla ücret istendiği, kılavuz verilirken “Eğitime Katkı Payı”nın da zorla alındığı ve başka okullardan alınan kılavuzların teslim alınmak istenmediği belirlenmiştir (Yeniyüzyıl Gazetesi,22 Kasım 1996, 15). Yine aynı konu ile ilgili olarak İstanbul’da bir lisede 200 bin lira olan ÖSYM Sınav Kılavuzları için öğrencilerden 4 milyon lira istendiği ve bu paranın 3 milyon Lirasının katkı payı, 1 milyon Lirasının ise öğretmen ücreti olarak tahsil edilmek istendiği ortaya çıkmıştır.
Ülkemizde okul yöneticilerinin etik davranışları ile ilgili olarak çok az araştırma bulunmaktadır. Yazarın 1997 yılında “Eğitim Yöneticilerinin Etik Davranışları Üzerine Bir Araştırma (Ankara İli Örneği)” başlıklı araştırmasının problemi, Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde etkinlik gösteren resmi genel liselerin müdürlerinin, hoşgörü, adalet, dürüstlük, sorumluluk, demokrasi, saygı boyutlarındaki etik ilkelere ilişkin davranışlarının, Bakanlık müfettişleri, lise müdürleri ve öğretmenler tarafından nasıl algılandığıdır.
Bu araştırmanın temel amacı, eğitim yönetiminde uyulması gereken etik ilkelerin neler olması gerektiği ve eğitim yöneticilerinin bu ilkelere ne derecede uygun davrandıklarının saptanmasıdır. Bu amaca ulaşabilmek için araştırmada şu alt sorulara yanıt aranmıştır:
1.      Eğitim yöneticilerinin uygun davranmaları beklenen etik ilkeler neler olmalıdır?
2.      Lise müdürlerinin hoşgörü, adalet, dürüstlük, sorumluluk, demokrasi ve saygı boyutlarında yer alan yetmişdokuz etik ilkeye ne derece uygun davrandıklarına ilişkin olarak Bakanlık Müfettişleri ile Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde bulunan liselerde görev yapmakta olan lise müdürleri ve lise öğretmenlerinin görüşleri nasıldır?
3.      Lise müdürlerinin davranışlarının etik ilkelere uygun olup olmamasına ilişkin olarak Bakanlık Müfettişleri, lise müdürleri ve lise öğretmenlerinin görüşleri arasında anlamlı bir farklılık var mıdır?         
Araştırma evrenini, Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı 66 resmi genel lisenin müdürleri ve öğretmenleri ile bu okullarda denetim yapan Bakanlık müfettişleri oluşturmaktadır. Buna göre araştırmanın üç alt evreni bulunmaktadır.
Bu evren içinden tüm liselerde anket uygulanması planlanmış, ancak bazı nedenlerle 23 lise araştırma kapsamı dışında kalmıştır. Araştırma kapsamına giren 43 lisenin toplam okul sayısı içindeki oranı % 65’tir.
Araştırmanın birinci alt evrenini oluşturan lise müdürlerinin tamamına ulaşılması planlandığından bu grup için örnekleme yapılmamıştır. Buna göre 40 lise müdürüne anket uygulanmıştır.
Araştırmanın ikinci alt evreni olan lise öğretmenleri için evrenin %10’u oranında yansız örnekleme yapılmıştır. Örneklem seçiminde okulların o koşullardaki öğretmen sayıları baz alınarak, bu sayının % 10’unu oluşturacak şekilde toplam 374 öğretmene yansız seçim yoluyla anket uygulanmıştır.    
Araştırmanın son alt evreni olan Bakanlık Müfettişleri arasından araştırma kapsamına giren liselerde denetim yapan ve araştırmanın yapıldığı dönemde Ankara’da görev yapmakta olan 45 müfettişe anket uygulanmıştır. Buna göre, 40 müdür, 374 öğretmen ve 45 müfettiş tarafından yanıtlanan toplam 459 anket araştırmada yapılan çözümlemelere esas alınmıştır.
Araştırmada bilgi toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Literatür taramasına dayalı olarak geliştirilen etik ilkeler listesi, Türkiye’de çeşitli üniversitelerde görev yapmakta olan 17 Eğitim Yönetimi Profesörüne posta yoluyla ya da elden gönderilerek, belirlenen etik ilkelerin bir eğitim yöneticisi için ne derecede uygun olduğunu beşli dereceleme ölçeğinde işaretlemeleri ve gerekli eleştiri ve katkıları yapmaları istenmiştir. Eğitim Yönetimi Profesörleri tarafından işaretlenerek gönderilen 13 adet uzman görüşü formu ile elde edilen veriler kullanılarak ortalama ve standart sapma değerleri. Listede yer alan etik ilkelerden bir eğitim yöneticisinin uyması gerekli olanların seçiminde “Tamamen Uygun” düzeyinin alt sınırı olarak belirlenen X= 4.20 ve daha üstü olması ile değerlendirmede ortaklaşmanın bir ölçüsü olarak standart sapmasının 70’den düşük olması birlikte dikkate alınmıştır. Buna göre, uzmanların üzerinde tamamen görüşbirliğine ulaştığı 79 madde eğitim yöneticilerinin uygun davranmaları beklenen etik ilkeler olarak kabul edilmiş ve madde bazında uzmanlarca yapılan eleştiriler doğrultusunda bazı düzeltmeler yapıldıktan sonra anket sorusu olarak değerlendirilmiştir. Bu ankette yer alan etik ilkeler dizisi aşağıda verilmiştir.
HOŞGÖRÜ
1.      Başkalarının görüşlerine değer verir.
2.      Eleştirilere açıktır.
3.      Farklılıklara karşı hoşgörülüdür.
4.      Başkalarını dinlerken kendini onların yerine koyar ve anlamaya çalışır.
5.      Astlarını yargılarken katı davranmaz.
6.      İyi bir dinleyicidir.
7.      Astlarını korkutmayı bir baskı aracı olarak kullanmaz.
8.      Astları ile takım çalışması yapar.
9.      Saldırgan ve kırıcı davranmaz.
10. Astlarının kendilerin ilgilendiren kararlara katılmalarını sağlar.
11. İnsanları tanımaya çalışır.
12. İnsanlara zaman ayırır.
13. Astları arasında meydana gelen çatışmalarda hakemlik yapar.
14. Astlarının haklarını kullanma özgürlüklerini engellemez.
15. Astlarıyla ilişkilerinde güven vericidir.
16. İnsanların tek ve değerli olduğuna inanır.
17. Astlarının olumlu eylemlerini destekler.
18. Astlarını rakip olarak değil, aynı sistemin parçaları olarak görür.
19. Deneyimlerini astları ile paylaşır.
20. İnsan ilişkilerinde yapıcıdır.
21. Bencil davranmaz.
22. Eylemlerinden dolayı hesap verir.
23. Başkalarını çekiştirip, dedikodu yapmaz.
ADALET
1.      Ödülleri hak edenlere verir.
2.      Kuralları herkese eşit olarak uygular.
3.      Bireylerin emeğinin karşılığını verir.
4.      Bireylere eşit davranır.
5.      Başkalarının hakkını sömürmez.
6.      Astları arasındaki anlaşmazlıklarda taraf tutmaz.
7.      İşyükünü dengeli olarak dağıtır.
8.      Haksızlıkların düzeltilmesi için çaba gösterir.
9.      Cezalandırmayı işlenen suça denk olarak yapar.
10. Bireylerin yasal haklarını kullanmalarını sağlar.
11. Değerlendirmelerde objektif davranır.
12. Gerçekleri çarpıtmaz.
13. İnsanlara zarar verecek eylemlerden kaçınır.
14. İnsan haklarına saygılıdır.
15. Kişilere dinsel, siyasal, ırksal ve politik nedenlerle ayrıcalıklı davranmaz.
16. Astlarından yeterlikleri oranında üretim bekler.
17. Sahtekârlık yapmaz.
18. Kadın ve erkeklere eşit olarak davranır.
C. SORUMLULUK
1.      Meslek ilkelerine içten bağlıdır.
2.      Çalıştığı kurumun toplumdaki statüsünü yükseltmeye çalışır.
3.      Mesleğini insanlara hizmet etmenin bir aracı olarak görür.
4.      Eğitsel amaçları gerçekleştirmeye çalışır.
5.      Mesleğin gerektirdiği davranışları benimser.
6.      Kamu çıkarlarını kendi çıkarlarının üstünde tutar.
7.      Araç-gereçlerin bakımını zamanında yaptırır.
8.      Ulusal eğitim politikalarına bağlıdır.
9.      İnsangücünü etkili kullanır.
10. Zamanı etkili kullanır.
11. Sorumluluk almaya isteklidir.
12. Kurumun kaynaklarını gereksiz yerlere harcamaz.
13. Savurganlıktan kaçınır.
14. Görevini yasalarca kendinden beklenen yönde yerine getirir.
15. Mesleğini sever.
16. Çalışma saatlerine özen gösterir.
17. Yetkisini yasal sınırları içinde kullanır.
18. İnsanları sever.
D. DÜRÜSTLÜK
1.      Yolsuzluk yapmaz.
2.      Okulun kaynaklarını kendine çıkar sağlamak için kullanmaz.
3.      Yolsuzlukları örtbas etmez.
4.      Rüşvet kabul etmez.
5.      Hediye kabul etmez.
6.      Astlarını kişisel işlerinde kullanmaz.
7.      Amaçlarını gerçekleştirmek için yasa dışı yollara başvurmaz.
8.      Kişisel işlerini işyerinde yapmaz.
9.      Yalan söylemez.
10. Verdiği sözde durur.
E. DEMOKRASİ
1.      Astlarına inançlarından dolayı baskı yapmaz.
2.      Astlarının inançlarına karışmaz.
3.      Astlarının vicdan özgürlüğünü engellemez.
4.      Kimseyi kendi inançları için zorlamaz.
5.      Yönetsel işlere dinsel inançlarının karışmasına izin vermez.
6.      Astlarının örgütlenme haklarını engellemez.
F. SAYGI
1.      Astlarıyla cinsel- duygusal yakınlığa girmez.
2.      Astlarına bedensel tacizde bulunmaz.
3.      Öğrencilerle cinsel- duygusal yakınlığa girmez.
4.      Öğrencilere dayak vb. bedensel tacizde bulunmaz.
Uzman görüşleri ve madde bazında yapılan değerlendirmelere dayalı olarak son şekli verilen anket formu, Bakanlık müfettişleri, okul müdürleri ve lise öğretmenleri için yeniden yapılandırılarak üç ayrı anket formu geliştirilmiştir. Araştırmanın gerçekleştirilebilmesi için gereken izin Milli Eğitim Bakanlığından alınmıştır. Anketlerin anlaşılıp anlaşılmadığını saptamak üzere 10 okul müdürü, 10 Bakanlık müfettişi ve 10 öğretmene ön deneme yapılmıştır. Anketlerin uygulanmasında herhangi bir sorunla karşılaşılmaması üzerine, anketler çoğaltılarak uygulanmıştır.
Toplanan verilerin araştırma problemine uygun olarak analizine geçmeden önce, bilgi toplama aracında yer alan 79 etik ilkenin tek ya da çok boyutlu olup olmadığı, faktör analizi ile; listede yer alan ilkelerin ayırtediciliği, madde-toplam korelasyonu ile; ve aracın güvenirliği Cronbach Alpha katsayısı ile incelenmiştir. Onüç boyut olarak planlanmış olan etik ilkeler, yapılan faktör analizi sonucu altı boyutta toplanmıştır. Sözkonusu boyutlar sırası ile hoşgörü, adalet, sorumluluk, dürüstlük, demokrasi ve saygı şeklinde isimlendirilmiştir.
Geliştirilenanketler, Bakanlık müfettişleri, lise müdür ve öğretmenlerine elden dağıtılmış ve yanıtlandıktan sonra toplanmıştır. Toplanan anket formlarının SPSS paket programında analizi yapılmıştır.
Verilerin analizinde, betimsel istatistiklerden frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma kullanılmıştır. Ayrıca müfettiş, okul müdürü ve öğretmenlerden oluşan üç grubun lise müdürlerinin etik davranışlarına ilişkin görüşlerinin ortalamaları arasında anlamlı bir farklılığın olup olmadığını belirlemek üzere tek boyutlu varyans analizi yapılmış ve anlamlı görülen farklılıkların hangi gruplar arasında olduğunu saptamak üzere Fischer’in En Küçük Önemli Farklar Testi (LSD) uygulanmıştır. Analizde.01 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır.
Anketi yanıtlayan gruplara ilişkin kişisel bilgiler ile altı boyutta yer alan ilkeler tablolaştırılarak yorumlanmıştır.
Araştırmanın Sonuçları  
1. Lise müdürlerinin hoşgörü boyutundaki etik davranışlarına ilişkin sonuçlar:
Lise müdürlerinin, başkalarının görüşlerine değer verme; eleştirilere açık olma; faklılıklara karşı hoşgörülü olma; başkalarını dinlerken kendini onların yerine koyma ve anlamaya çalışma ilkelerine uygun davranma düzeyleri müfettişlerce yetersiz bulunmuştur.
Yine müfettişler; astlarını yargılarken katı davranmama; iyi bir dinleyici olma; astlarını korkutmayı bir baskı aracı olarak kullanmama; astlarla takım çalışması yapma; saldırgan ve kırıcı davranmama; astlarını kendilerini ilgilendiren kararlara katma; insanları tanımaya çalışma; insanlara zaman ayırma; astları arasındaki çatışmalarda hakemlik yapma; astların haklarını kullanma özgürlüklerini engellememe; astlarla ilişkilerinde güven verici olma; astlarının olumlu eylemlerini destekleme; astları rakip olarak değil, aynı sistemin parçaları olarak görme; deneyimlerini astları ile paylaşma; insan ilişkilerinde yapıcı olma; bencil davranmama; eylemlerinden dolayı hesap verme; dedikodu yapmama ilkelerine lise müdürlerinin genellikle uygun davrandıkları görüşünü paylaşmaktadırlar.
Liselerde görev yapan öğretmenler, lise müdürlerinin bu boyutta yer alan tüm etik ilkelere genellikle uygun davrandıklarını düşünmektedirler.
Lise müdürleri ise hoşgörü boyutunda yer alan yirmiüç ilkeye de her zaman uygun davrandıklarını belirtmişlerdir.
2. Lise müdürlerinin adalet boyutundaki etik davranışlarına ilişkin sonuçlar:
Bakanlık Müfettişleri ve öğretmenler, lise müdürlerinin ödülleri hak edenlere verme; kuralları herkese eşit olarak uygulama; bireylerin emeğinin karşılığını verme; bireylere eşit davranma; başkalarının haklarını sömürmeme; astları arasındaki anlaşmazlıklarda taraf tutmama; işyükünü dengeli olarak dağıtma; haksızlıkların düzeltilmesi için çaba gösterme; cazalandırmayı işlenen suça denk olarak yapma; bireylerin yasal haklarını kullanmalarını sağlama; değerlendirmelerde objektif davranma; gerçekleri çarpıtmama; insanlara zarar verecek eylemlerden kaçınma; insan haklarına saygı; kişilere ayrıcalıklı davranmama; astlarından yeterlikleri oranında üretim bekleme; sahtekarlık yapmama; kadın ve erkeklere eşit davranma ilkelerine genellikle uygun davrandıklarını düşünmektedirler.
Bu boyuttaki tüm ilkelere lise müdürleri her zaman uygun davrandıklarını belirtmişlerdir.
3. Lise müdürlerinin sorumluluk boyutundaki etik davranışlarına ilişkin sonuçlar:
Bakanlık Müfettişleri, lise müdürlerinin araç-gereçlerin bakımını zamanında yaptırma ve sorumluluk almaya istekli olma ilkelerine bazen uygun davrandıklarını düşünmektedirler.
Yine Bakanlık Müfettişleri, meslek ilkelerine bağlılık; çalıştığı kurumun toplumdaki statüsünü yükseltmeye çalışma; mesleğini insanlara hizmet etmenin bir aracı olarak görme; eğitsel amaçları gerçekleştirmeye çalışma; mesleğin gerektirdiği davranışları benimseme; kamu çıkarlarını kendi çıkarlarının üstünde tutma; ulusal eğitim politikalarına bağlılık; insangücünü etkili kullanmak; zamanı etkili kullanmak; kurumun kaynaklarını gereksiz yerlere harcamamak; savurganlıktan kaçınmak; görevini yasalarca kendinden beklenen yönde yerine getirmek; mesleğini sevmek; çalışma saatlerine özen göstermek; yetkisini yasal sınırları içinde kullanmak, insanları sevmek ilkelerine genellikle uygun davrandıkları görüşünü paylaşmaktadırlar.
Öğretmenler, lise müdürlerinin çalıştığı kurumun toplumdaki statüsünü yükseltmeye çalışma; ulusal eğitim politikalarına bağlılık; görevini yasalarca kendinden beklenen yönde yerine getirme ve yetkisini yasal sınırları içinde kullanma ilkelerine her zaman; bu boyuttaki diğer ilkelere ise genellikleuygun davrandıklarını düşünmektedirler.
Lise müdürleri ise, sorumluluk boyutunda yer alan onsekiz ilkenin tümüne her zaman uygun davrandıklarını ifade etmişlerdir.
4. Lise müdürlerinin dürüstlük boyutundaki etik davranışlarına ilişkin sonuçlar:
Bakanlık Müfettişleri, lise müdürlerinin yolsuzluk yapmamak; okulun kaynaklarını kendine çıkar sağlamak için kullanmamak; yolsuzlukları örtbas etmemek; rüşvet kabul etmemek; hediye kabul etmemek; astlarını kişisel işlerinde kullanmamak; amaçlarını gerçekleştirmek için yasa dışı yollara başvurmamak; kişisel işlerini işyerinde yapmamak; yalan söylememek; verdiği sözde durmak ilkelerine genellikle uygun davrandıklarını düşünmektedirler.
Öğretmenler ise lise müdürlerinin yolsuzluk yapmamak; okulun kaynaklarını kendine çıkar sağlamak için kullanmamak; rüşvet kabul etmemek ilkelerine her zaman; diğer ilkelere ise genellikle uygun davrandıkları görüşünü paylaşmaktadırlar.
Lise müdürleri bu boyutta yer alan on ilkeye her zaman uygun davrandıklarını ifade etmişlerdir.
5. Lise müdürlerinin demokrasi boyutundaki etik davranışlarına ilişkin sonuçlar:
Bakanlık Müfettişleri, lise müdürlerinin astlarının örgütlenme haklarını engellememe ilkesine bazen; astlarına inançlarından dolayı baskı yapmama; astlarının vicdan özgürlüğünü engellememe; astlarının inançlarına karışmama; kimseyi kendi inanaçlarını kabul etmesi için zorlamama; yönetsel işlere dinsel inançların karışmasına izin vermeme ilkelerine genellikle uygun davrandıkları görüşündedirler.
Öğretmenler, lise müdürlerinin demokrasi boyutunda yer alan tüm ilkelere genellikle uygun davrandıklarını düşünürken; lise müdürleri bu ilkelere her zaman uygun davrandıkları görüşünü paylaşmaktadırlar.
6. Lise müdürlerinin saygı boyutundaki etik davranışlarına ilişkin sonuçlar:
Bakanlık Müfettişleri, lise müdürlerinin astlarla cinsel-duygusal yakınlığa girmemek; astlarına bedensel tacizde bulunmamak; öğrencilerle cinsel- duygusal yakınlığa girmemek ve öğrencilere dayak v.b. bedensel tacizde bulunmamak ilkelerine genellikle uygun davrandıkları görüşünü paylaşmaktadırlar.
Öğretmenler, lise müdürlerinin öğrencilere dayak v.b. bedensel tacizde bulunmama ilkesine genellikle; diğer ilkelere her zaman uygun davrandıklarını düşünmektedirler.
Lise müdürleri ise saygı boyutunda yer alan dört ilkenin tümüne her zaman uygun davrandıklarını ifade etmişlerdir.
 
Başlamadan Başaramazsın!
 
Reklam
 
EN GÜNCEL HABERLER
 
ONLİNE
 
online
 
Bugün 15 ziyaretçi (38 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=